Potansiyel fark veya enerji tam olarak nedir?

Orxan

Üye
Katılım
20 Eyl 2014
Mesajlar
12
Puanları
3
Yaş
31
Iyi Akşamlar Elektroniğin temellerini sağlam öğrenmek istiyorum o yüzden tam anlamam için yardımcı olmanızı rica ederim.

Amperi anladım
Direnci anladım

Ama potansiyel fark, potasiyel enerji tam olarak nedir.

Yani neden Mesela tek başına bakır içindeki elektronlar taşınmıyor da

Neden pile bağlandığında elektronlar taşınıyor hareket ediyor? Ve dahası neden pilin tek ucuna bağlandığında olmuyorda iki ucuna bağlanmalı hareket etmesi için?

Pilin içindeki voltaj(potansiyel enerji) nerede? Nasıl bir şey? Bunlarıda anlarsam tamam İnşaALLAH
 

Mr_YAMYAM

Profesyonel Üye
Katılım
6 Ara 2017
Mesajlar
1,052
Puanları
558
Konum
ANGARA
Potansiyel fark referans noktasından itibaren ne kadar yukarda olduğunu ifade eden bir yükseklik tanımıdır.
Bunu muhtelif şekillerde birimlendirebiliriz.
Örneğin bir depoda bulunan suyun yüksekliği genellikle potansiyel farkın anlatımı için kullanılır. Ancak bir depodaki suyun yüksekliğini VOLT olarak birimlendiremeyiz.
Keza bir pilin veya akünün her kutbu arasındaki gerilim(Potansiyel fark) VOLT olarak isimlendirilebilir.
Bir deponun yüksekliği 1m de olabilir 12m de 120m de.
Bir pilin gerilimi 1V ta olabilir 12V ta olabilir 120V bile olabilir.
Dikkat edilirse bu iki birim (Metre ve Voltaj) birbirleri ile özdeş bir anlatımla ifade edilmektedir.
Potansiyel enerji genellikle fizik kurallarında işlenmektedir.
Örneğin 1 metre yukarda bulunan 1 ton ağırlığındaki bir kayanın belli bir potansiyel enerjisi bulunmaktadır. Keza 100m yukardan saniyede 1m küp hızı ile akan suyun da bir potansiyel enerjisi bulunmaktadır.
Eğer potansiyel enerjiyi elektrik ile bağdaştırman gerekirse şöyle bir örnek verebiliriz.
10 metre yüksekliğinde ve 2m genişliğinde bir depomuz var.
Bu depodaki toplam potansiyel enerji için şöyle bir ifade kullanırsak...
10X2=20
Depomuzu büyütelim yüksekliği yine 10m olsun ama genişliği 4m olsun.
10X4=40 birim olarak ifade edebiliriz.
Bu örneği bir batarya grubu için hayal edelim.
Yüksekliğimiz 10m yani gerilimimiz 10V
Genişliği 2m yani akım kapasitesi 2A
O halde bu pilimizdeki enerjimizi 10X2=20W olarak adlandırabiliriz.
Ancak burada özel bir durum vardır.
Bir batarya grubunun enerjisini anında boşaltamayız.
Bu sebeple bataryanın verebileceği max akım kapasitesi doğrultusunda bir zaman belirlemeliyiz.
O halde formülümüzde saat kavramı da ortaya çıkmaktadır.
Örneğin yüksekliği 10V akım kapasitesi de 2A/saat olan bir bataryamız varsa, bu bataryada bulunan tüm enerjiyi boşaltmak için 2A akım çekerek bir saat boyunca boşaltmalıyız.
Pillerdeki potansiyel fark negatif kutuptaki elektronlar ile belirlenmektedir.
Çoğu es-haş akımın eksiden artıya ya da elektriğin artıdan eksiye aktığını iddia etseler de elektron akışının olmadığı yerde elektrik akımından da bahsedemeyiz.
Bu elektronların belli bir miktarı vardır ve potansiyel fark doğrultusunda bu miktarın gerilim olarak adlandırılması yanlıştır. Toplam elektron miktarı bir pilden elde edilebilecek enerji için kullanılabilir. Bu elektronların hareket ettirebilme kabiliyeti ise gerilim olarak adlandırılabilir ki bir direnç üzerinden ne miktarda elektron akıtılabileceğinin basit anlatımıdır.
Yani su dolu depomuzun yüksekliği 2m ise ve akım yolundaki borunun çapı 2cm ise 2metre yükseklikteki suyun basıncı bu borudan akan suyun hızını belirtir.
Keza depomuzdaki suyun yüksekliği 2m değil de 20m olursa 2cm çapındaki bir borudan akan suyun şiddeti daha fazla olacaktır.
İşte bu bağlamda bir kural vardır.
İster piller olsun isterse başka bir kaynak olsun potansiyel farkın kendi içerisinde sıfırlanması esastır. Yani pildeki elektronlar yine pile dönüp diğer kutuptaki elektron eksikliğini tamamlaması gereklidir.
Aksi takdirde elektronlar kafalarına göre hareket edip gidemezler.
 

karaapak

Profesyonel Üye
Katılım
2 May 2011
Mesajlar
1,731
Puanları
384
Yaş
32
Benim mesajlarımda potansiyel ve elektron aramaları yap
daha önce detaylı tartıştık, benzetmeli örneklerde yazdım,
bulduklarından anlaşılmayan olursa tekrar sor anlatırım.
 
Konu Sah
O

Orxan

Üye
Katılım
20 Eyl 2014
Mesajlar
12
Puanları
3
Yaş
31
Benim mesajlarımda potansiyel ve elektron aramaları yap
daha önce detaylı tartıştık, benzetmeli örneklerde yazdım,
bulduklarından anlaşılmayan olursa tekrar sor anlatırım.
Teşekkür ederim :)
Potansiyel fark referans noktasından itibaren ne kadar yukarda olduğunu ifade eden bir yükseklik tanımıdır.
Bunu muhtelif şekillerde birimlendirebiliriz.
Örneğin bir depoda bulunan suyun yüksekliği genellikle potansiyel farkın anlatımı için kullanılır. Ancak bir depodaki suyun yüksekliğini VOLT olarak birimlendiremeyiz.
Keza bir pilin veya akünün her kutbu arasındaki gerilim(Potansiyel fark) VOLT olarak isimlendirilebilir.
Bir deponun yüksekliği 1m de olabilir 12m de 120m de.
Bir pilin gerilimi 1V ta olabilir 12V ta olabilir 120V bile olabilir.
Dikkat edilirse bu iki birim (Metre ve Voltaj) birbirleri ile özdeş bir anlatımla ifade edilmektedir.
Potansiyel enerji genellikle fizik kurallarında işlenmektedir.
Örneğin 1 metre yukarda bulunan 1 ton ağırlığındaki bir kayanın belli bir potansiyel enerjisi bulunmaktadır. Keza 100m yukardan saniyede 1m küp hızı ile akan suyun da bir potansiyel enerjisi bulunmaktadır.
Eğer potansiyel enerjiyi elektrik ile bağdaştırman gerekirse şöyle bir örnek verebiliriz.
10 metre yüksekliğinde ve 2m genişliğinde bir depomuz var.
Bu depodaki toplam potansiyel enerji için şöyle bir ifade kullanırsak...
10X2=20
Depomuzu büyütelim yüksekliği yine 10m olsun ama genişliği 4m olsun.
10X4=40 birim olarak ifade edebiliriz.
Bu örneği bir batarya grubu için hayal edelim.
Yüksekliğimiz 10m yani gerilimimiz 10V
Genişliği 2m yani akım kapasitesi 2A
O halde bu pilimizdeki enerjimizi 10X2=20W olarak adlandırabiliriz.
Ancak burada özel bir durum vardır.
Bir batarya grubunun enerjisini anında boşaltamayız.
Bu sebeple bataryanın verebileceği max akım kapasitesi doğrultusunda bir zaman belirlemeliyiz.
O halde formülümüzde saat kavramı da ortaya çıkmaktadır.
Örneğin yüksekliği 10V akım kapasitesi de 2A/saat olan bir bataryamız varsa, bu bataryada bulunan tüm enerjiyi boşaltmak için 2A akım çekerek bir saat boyunca boşaltmalıyız.
Pillerdeki potansiyel fark negatif kutuptaki elektronlar ile belirlenmektedir.
Çoğu es-haş akımın eksiden artıya ya da elektriğin artıdan eksiye aktığını iddia etseler de elektron akışının olmadığı yerde elektrik akımından da bahsedemeyiz.
Bu elektronların belli bir miktarı vardır ve potansiyel fark doğrultusunda bu miktarın gerilim olarak adlandırılması yanlıştır. Toplam elektron miktarı bir pilden elde edilebilecek enerji için kullanılabilir. Bu elektronların hareket ettirebilme kabiliyeti ise gerilim olarak adlandırılabilir ki bir direnç üzerinden ne miktarda elektron akıtılabileceğinin basit anlatımıdır.
Yani su dolu depomuzun yüksekliği 2m ise ve akım yolundaki borunun çapı 2cm ise 2metre yükseklikteki suyun basıncı bu borudan akan suyun hızını belirtir.
Keza depomuzdaki suyun yüksekliği 2m değil de 20m olursa 2cm çapındaki bir borudan akan suyun şiddeti daha fazla olacaktır.
İşte bu bağlamda bir kural vardır.
İster piller olsun isterse başka bir kaynak olsun potansiyel farkın kendi içerisinde sıfırlanması esastır. Yani pildeki elektronlar yine pile dönüp diğer kutuptaki elektron eksikliğini tamamlaması gereklidir.
Aksi takdirde elektronlar kafalarına göre hareket edip gidemezler.
Çok teşekkür ederim Hocam :) Anlatdığınız örnekleri anlıyorum fakat benim bilmek istediğim. Bir pilin ve ya başka enerji kaynağının voltajını belirleyen nedir? Eksi ucundakı elektronların artı ucundakı pozitif atomladan çok olmasımı? Yani bir pile ne için 9v veya 2v diyoruz bunu belirleyen nedir?
 

karaapak

Profesyonel Üye
Katılım
2 May 2011
Mesajlar
1,731
Puanları
384
Yaş
32
Her potansiyel enerjide olduğu gibi
potansiyeli yüksek olan nokta
potansiyeli düşük olan noktaya doğru gitmek ve
nötürlenmek ister.
Aslında potansiyel enerjinin oluşumu
nötr olan noktada yükün alınıp başka bir noktaya taşınması ile olur.
Mekanikte taşın yerden (sıfır potansiyel) alınıp yükseğe çıkarılması ile
elektrikte nötr olan bir noktadaki elektronun o noktadan uzaklaştırılması ile örneklendirilebilir.
Kimyasal bir pil için örneklerin ilki
Volta pilidir,
iki farklı metal arasında asit,
iki kutuptaki farklı metaller birbirleri ile kimyasal tepkimeye girip
elektrik yüklerini nötrleme eğilimindedir.

Bunun dışında Faraday ın yöntemi ile
bir manyetik alan içerisinde iletkeni hareket ettirerekte
iletken üzerindeki elektronların farklı noktalara hareket etmesi sağlanarak
elektrik potansiyel fark oluşturulabilir.

Şurada güzel anlatılmış:
https://www.elektrikport.com/teknik...eri-gerilim-(potansiyel-fark)/4225#ad-image-0


Ayrıca "elektrik dipol" "elektrik monopol" konularında bakabilirsin.
 

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,550
Puanları
3,258
Konum
BURSA
Teşekkür ederim :)

Çok teşekkür ederim Hocam :) Anlatdığınız örnekleri anlıyorum fakat benim bilmek istediğim. Bir pilin ve ya başka enerji kaynağının voltajını belirleyen nedir? Eksi ucundakı elektronların artı ucundakı pozitif atomladan çok olmasımı? Yani bir pile ne için 9v veya 2v diyoruz bunu belirleyen nedir?
Merhaba. Bu volt farkını belirleyen elektronların o anda iç (gizli) enerjilerin fziksel büyüklük olarak fazlalığıdır. Bu iç enerji fazlalığını kendi mantık süzgecinizden geçirip bunun mantıken ne olabileceğine aslında siz kendiniz karar vereceksiniz. Çünkü şimdiye kadar elektrikteki voltu yazıp anlatan bilimsel tüm metinlerde ve ders kitaplarında voltaj fazlalığına neyin doğrudan doğruya doğruya neden olduğu çok net olarak belirtilmemiştir. Sadece eşit veya farklı güç kaynağı voltlarının seri eklendiğinde arttığından, ters polaritede seri bağlandığında toplam voltu azaltığından, amper olayında elektronların birim zamanda geçen sayısının azlığı veya fazlalığından amper değerinin fiziksel büyüklüğünün arttığı, seri bağlı güç kaynaklarında voltun arttığı amperin ayni kaldığı, paralel bağlı güç kaynaklarında ise amperin arttığı voltun ayni kaldığı çok net olarak belirtilmektedir. Voltun fiziksel büyüklük larak örneğin 1000 volt veya 1.5 volt olmasında bu gizli (iç) enerjinin ne olduğu şimdiye kadar çok net açıklanmamıştır.

Şimdiye kadar kendi kişisel görüşüme göre pek değişmemeiş olan volt kavramı ; elektronların sahip olduğu kinetik enerjisi veya o anki hızlarıyla doğru orantıda olan bir sayısal büyüklüktür. Yüksek gerilim (24-30 kV) üreten bir bobinin (EHT) ucundan çıkan kıvılcımdaki elektronların kinetik enerjisi (atlama yeteneği veya atlama aralığı) 12 voltluk bir akünün kutup başından çıkan elektronların kinetik enerjisiyle ayni değildir, işte bu fark volt kavramının aslında elektronların kazandığı kinetik enerji sonucu olduğunu bize açıklar, akla uygun gelen en mantıklı açıklaması da budur. Ayni mantıkla rezistans telinin başı ve sonundaki elektronların kinetik enerjisi ayni değildir, eğer ayni olsaydı evdeki sigortalar bu durumda atmış olurdu, normal kablo ile rezistans teli arasındaki fark, şebekedeki elektrik akımına iç kristal (elektronik) yapısıyla gösterdikleri direnç farkından ileri gelmektedir. 100 tane ataşı seri bağlarsanız ve prize takarsanız sigortalar hemen atacaktır, bir rezistans telinin 220 volt AC elektrik akımına karşı olan direnci sıradan bir telle veya sıradan olan alaşımlarla elde edilemez.

Fırtına bulutlarında, bulutların havadaki sürtünmesiyle biriken + veya – yüklerin, yer toprağına göre potansiyel enerji miktarı veya yıldırım deşarjı esnasında oluşan milyarlarca volt ve amper yüksekliği, 1.5 voltluk kuru bir pilin kutupları arasındaki volttan hem katlarca çok büyük, hem de katlarca kez ölümcül risklidir. Toprağın potansiyel enerjisi (veya tüm yüklere göre sabit voltaj değeri) dünyadaki tüm güç kaynaklarına ve bulutlarda sürtünmeyle oluşan çok büyük statik elektrik yüklerine göre her zaman sıfır potansiyeldedir. (bu değeri hiç bir zaman değişmez ve sürekli 0 volt olarak kabul edilir)

12 volt akü voltajı olarak giren alçak gerilimli DC akımı, ateşleme bobini denilen klasik araç ateşleme sistemlerinde 25 000 -30 000 volt olarak elektronik veya platiin-meksefeli ateşleme sistemlerinde çıkabilmektedir. 12 volt DC olarak giren bu voltaja neden olan iç (gizli) enerji 30 000 voltda da ayni kalsaydı buji tırnaklarından kolayca atlaması pek mümkün olamazdı. Demek ki karşılklı elektromanyetik indüksiyon prensibiyle sarım sayısının çok fazla olamsında, bu sarım boyunca ayni değişken mağnetik alan içinde kalan iletkenlerde, iletkenin boyuyla doğru orantıda voltaj yükselmesi dediğimiz iç (gizli) enerji de birbirine eklenerek veya katlanarak büyümekte, bu elektronun kinetik enerjisi veya hareket edebilme hızı ise bu şekilde içten elektronlar bobin teli içinde hareketini ilerleyip sürdürürken gittikçe ve katlanarak artmaktadır.

8 adet 1.5 voltluk pilin seri bağlanmasıyla araç aküsü olan 12 volt değeri kolayca elde edilmektedir. Bu seri bağlantıda elektrik akımındaki elektronların iç enerjisi de benzer şekilde yüksek gerilim üreten bobinin bobin çıkışındaki gibi birbirlerine eklenerek iç enerjileri artmakatdır. Bunu elektomanyetik topta (Türkiye’de üretildi) namludan çıkmadan önce top mermisine kazandırılıp verilen hızın namlu hızına doğru daha kuvvetli alan akımıyla çalıan bobinlerin bu mermi çekirdeğine namlu ucundan çıkarken en son ve max. hızı kazandırımalarına da benzetebilirsiniz. İşte yüksek gerilimli bir bobinde oluşan yüksek voltajın gizemi de az sarımlı ve kalın telli bobinin oluşturduğu değişken (anlık) mağnetik alanın, mağnetik kuplajla ikincil ve çok sarımlı bobinde elektromanyetik top mermisinin kazandığı kinetik enerjinin benzerini bu elektronlara mağnetik alanlarca bu çok uzun bobin metrajları boyunca verilebilmiş olmasıdır. Volt konusunda kendi felsefi düşüncemle veya kendi mantığımla açıklamaya çalıştığım şekliyle.

Başka ikna olabilme yollarından biri belki bilimsel uygulama olarak Cern’de yapılan tanecik hızlandırma deneylerinde, bu taneciklerin çok kuvvetli manyetik alanlar uygulanarak çok aşırı hızlandırılmasında kazandıkları bu kinetik enerjinin benzer olarak bu elektronların volt kavramında kazandıkları bu iç enerjiye birebir olarak da benzetebiliriz.


Elektrokimyasal pillerde voltaj farkını ortaya çıkaran anot ve katotda kullanılan elementlerin elektron-volt olarak elektrolit içinden iletimdeyken anot ve katodun birbirlerine göre oluşturdukları sabit potansiyel farklarıdır. Örneğin kuru (löklanşe) pilinde bu değer kömür (grafit) çubukla çinko kap arasında nişadır elektrolitle sabit ve 1.50 -1.60 volt kadardır. Çok dolmuş kurşunlu aküde sülfirik asitli sudaki kurşun peroksit ve kurşun arasında göz başına 2.2 volttur, ama bu voltaj uzun kullanım süresi boyunca sabit olmayıp geçicidir, akü hızla göz olarak 2 volt civarına hızla indiğinden, biz bu akü voltajını ortalama olarak 2 volt, 6 gözde 12 voltu sürekli kullanım olarak baz alırız. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Kolay gelsin.
 
Son düzenleme:
Konu Sah
O

Orxan

Üye
Katılım
20 Eyl 2014
Mesajlar
12
Puanları
3
Yaş
31
Merhaba. Bu volt farkını belirleyen elektronların o anda iç (gizli) enerjilerin fziksel büyüklük olarak fazlalığıdır. Bu iç enerji fazlalığını kendi mantık süzgecinizden geçirip bunun mantıken ne olabileceğine aslında siz kendiniz karar vereceksiniz. Çünkü şimdiye kadar elektrikteki voltu yazıp anlatan bilimsel tüm metinlerde ve ders kitaplarında voltaj fazlalığına neyin doğrudan doğruya doğruya neden olduğu çok net olarak belirtilmemiştir. Sadece eşit veya farklı güç kaynağı voltlarının seri eklendiğinde arttığından, ters polaritede seri bağlandığında toplam voltu azaltığından, amper olayında elektronların birim zamanda geçen sayısının azlığı veya fazlalığından amper değerinin fiziksel büyüklüğünün arttığı, seri bağlı güç kaynaklarında voltun arttığı amperin ayni kaldığı, paralel bağlı güç kaynaklarında ise amperin arttığı voltun ayni kaldığı çok net olarak belirtilmektedir. Voltun fiziksel büyüklük larak örneğin 1000 volt veya 1.5 volt olmasında bu gizli (iç) enerjinin ne olduğu şimdiye kadar çok net açıklanmamıştır.

Şimdiye kadar kendi kişisel görüşüme göre pek değişmemeiş olan volt kavramı ; elektronların sahip olduğu kinetik enerjisi veya o anki hızlarıyla doğru orantıda olan bir sayısal büyüklüktür. Yüksek gerilim (24-30 kV) üreten bir bobinin (EHT) ucundan çıkan kıvılcımdaki elektronların kinetik enerjisi (atlama yeteneği veya atlama aralığı) 12 voltluk bir akünün kutup başından çıkan elektronların kinetik enerjisiyle ayni değildir, işte bu fark volt kavramının aslında elektronların kazandığı kinetik enerji sonucu olduğunu bize açıklar, akla uygun gelen en mantıklı açıklaması da budur. Ayni mantıkla rezistans telinin başı ve sonundaki elektronların kinetik enerjisi ayni değildir, eğer ayni olsaydı evdeki sigortalar bu durumda atmış olurdu, normal kablo ile rezistans teli arasındaki fark, şebekedeki elektrik akımına iç kristal (elektronik) yapısıyla gösterdikleri direnç farkından ileri gelmektedir. 100 tane ataşı seri bağlarsanız ve prize takarsanız sigortalar hemen atacaktır, bir rezistans telinin 220 volt AC elektrik akımına karşı olan direnci sıradan bir telle veya sıradan olan alaşımlarla elde edilemez.

Fırtına bulutlarında, bulutların havadaki sürtünmesiyle biriken + veya – yüklerin, yer toprağına göre potansiyel enerji miktarı veya yıldırım deşarjı esnasında oluşan milyarlarca volt ve amper yüksekliği, 1.5 voltluk kuru bir pilin kutupları arasındaki volttan hem katlarca çok büyük, hem de katlarca kez ölümcül risklidir. Toprağın potansiyel enerjisi (veya bu voltaj değeri) dünyadaki tüm güç kaynaklarına ve bulutlarda sürtünmeyle oluşan çok büyük statik elektrik yüklerine göre her zaman sıfır potansiyeldedir. (bu değeri hiç bir zaman değişmez ve sürekli 0 volt olarak kabul edilir)

12 volt akü voltajı olarak giren alçak gerilimli DC akımı, ateşleme bobini denilen klasik araç ateşleme sistemlerinde 25 000 -30 000 volt olarak elektronik veya platiin-meksefeli ateşleme sistemlerinde çıkabilmektedir. 12 volt DC olarak giren bu voltaja neden olan iç (gizli) enerji 30 000 voltda da ayni kalsaydı buji tırnaklarından kolayca atlaması pek mümkün olamazdı. Demek ki karşılklı elektromanyetik indüksiyon prensibiyle sarım sayısının çok fazla olamsında, bu sarım boyunca ayni değişken mağnetik alan içinde kalan iletkenlerde, iletkenin boyuyla doğru orantıda voltaj yükselmesi dediğimiz iç (gizli) enerji de birbirine eklenerek veya katlanarak büyümekte, bu elektronun kinetik enerjisi veya hareket edebilme hızı ise bu şekilde içten elektronlar bobin teli içinde hareketini ilerleyip sürdürürken gittikçe ve katlanarak artmaktadır.

8 adet 1.5 voltluk pilin seri bağlanmasıyla araç aküsü olan 12 volt değeri kolayca elde edilmektedir. Bu seri bağlantıda elektrik akımındaki elektronların iç enerjisi de benzer şekilde yüksek gerilim üreten bobinin bobin çıkışındaki gibi birbirlerine eklenerek iç enerjileri artmakatdır. Bunu elektomanyetik topta (Türkiye’de üretildi) namludan çıkmadan önce top mermisine kazandırılıp verilen hızın namlu hızına doğru daha kuvvetli alan akımıyla çalıan bobinlerin bu mermi çekirdeğine namlu ucundan çıkarken en son ve max. hızı kazandırımalarına da benzetebilirsiniz. İşte yüksek gerilimli bir bobinde oluşan yüksek voltajın gizemi de az sarımlı ve kalın telli bobinin oluşturduğu değişken (anlık) mağnetik alanın, mağnetik kuplajla ikincil ve çok sarımlı bobinde elektromanyetik top mermisinin kazandığı kinetik enerjinin benzerini bu elektronlara mağnetik alanlarca bu çok uzun bobin metrajları boyunca verilebilmiş olmasıdır. Volt konusunda kendi felsefi düşüncemle veya kendi mantığımla açıklamaya çalıştığım şekliyle.

Başka ikna olabilme yollarından biri belki bilimsel uygulama olarak Cern’de yapılan tanecik hızlandırma deneylerinde, bu taneciklerin çok kuvvetli manyetik alanlar uygulanarak çok aşırı hızlandırılmasında kazandıkları bu kinetik enerjinin benzer olarak bu elektronların volt kavramında kazandıkları bu iç enerjiye birebir olarak da benzetebiliriz.


Elektrokimyasal pillerde voltaj farkını ortaya çıkaran anot ve katotda kullanılan elementlerin elektron-volt olarak elektrolit içinden iletimdeyken anot ve katodun birbirlerine göre oluşturdukları sabit potansiyel farklarıdır. Örneğin kuru (löklanşe) pilinde bu değer kömür (grafit) çubukla çinko kap arasında nişadır elektrolitle sabit ve 1.50 -1.60 volt kadardır. Çok dolmuş kurşunlu aküde sülfirik asitli sudaki kurşun peroksit ve kurşun arasında göz başına 2.2 volttur, ama bu voltaj uzun kullanım süresi boyunca sabit olmayıp geçicidir, akü hızla göz olarak 2 volt civarına hızla indiğinden, biz bu akü voltajını ortalama olarak 2 volt, 6 gözde 12 voltu sürekli kullanım olarak baz alırız. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Kolay gelsin.
Çok teşekkür ederim Hocam Voltaj konusunu yine tam anlamasamda bir şeyler öğrendim
 

Mr_YAMYAM

Profesyonel Üye
Katılım
6 Ara 2017
Mesajlar
1,052
Puanları
558
Konum
ANGARA
Potansiyel fark'ın diğer ifadesi, GERİLİM'dir.
Elektronların ne kadar gerildiğini ifade eder. (Havuz örneğinde suyun yüksekliği)
Gerilim ifadesini bir sapandaki taşa benzetebiliriz.
Sapanın lastiklerini ne kadar fazla gerersek taşı o denli uzağa atabiliriz.
İşte elektronların da diğer kutup ile aralarında bir gerilim yani birbirlerini çekme kuvveti bulunmakta olup, bu kuvvete gerilim denilmektedir.
Gerilim ile potansiyel enerji farklıdır. Gerilim lastiğin gerilme kuvvetidir. Potansiyel enerji ise yukarda anlatmış olduğum üzere bir üreteçin kapasitesidir.
Gerilimi VOLT olarak isimlendiririz
Potansiyel enerjiyi ise Amper/saat veya Watt/saat olarak telaffuz edebiliriz.
 

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,550
Puanları
3,258
Konum
BURSA
Merhaba. "Volt kavramı" konusunda biraz ileri giderek daha farklı yollardan daha farklı düşünmeye yönlendirmiş de olayım.

Elektron sadece çekirdeğin etrafında dönmeyip kendi ekseni etrafında da soldan sağa veya sağdan sola (dünyanın kendi ekseni etrafında belirli yöndeki günlük dönüşü gibi) doğru hızla döner. Bu dönüş hızının büyüklüğünü tam olarak bilemiyoruz. Atomda ayni yönlerde dönen elektronların farklı yönde dönen elektronların sayısından daha fazla olması durumunda, bu elementin veya değişik mıknatıs alaşımlarının en küçük parçasına kadar daimi mıknatıslık ve elektromıknatıslığı oluşturabildiğini veya kazanabildiğini de biliyoruz.

Elektron aslında (Şirin’ini arayan aşık Ferhat gibi) bu + yüklü çekirdeğe her ne pahasına olursa olsun bulup onun yörüngesine (evine) geri dönüp onu yeniden nötr atom çekirdeği haline sürekli getirmek ister.

Ferhat (yani bay elektron) bu zorlu yollarda + yüklü atom çekirdeğinden koptuğunda yalnız başına + yüklü çekirdek gibi geçtiği iletken ortamlarda (iletken metallerde, elektrolitlerde veya iyonlaşmış gazlarda, plazmada) ilerlerken hızla koşarak ilerlemez, taklaları, perendeleri atarak Şirin’ine (+ yüklü atom çekirdeğine) kavuşamaya onun yörüngesine girmeye çalışır.

Elektronun bu statik elektrik yükü metal gövdelerde veya bir kondansatörün plakasında ölü elektrik şeklinde birikirken, kendi ekseni etrafında da ayni spini atarak atom çekirdeğindeki gibi veya elektrik akımından yükler şeklinde ayrıştıktan sonra devam ettirebildiğini tahmin ediyoruz.

Buradan elektrik akımındaki volt kavramına asıl neden olan başa bir açıklamayı veya başka yollardan da düşünmeye devam ediyoruz.

Bir mermi çekirdeğini elektronun yerine düşünürsek, yivli bir namluda yivlenerek (dönerek) namlunun ucundan çıkarken ulaştığı, çarptığı bir hedefte daha fazla delip geçici bir etkiyi dönerek düz (yerçekimi etkisiyle giderek yavaşlayan yatay atışta) giderek ilerlemesi sırasında yapabildiğini biliyoruz.

Ayni etkiyi elektronun düz giderken ve kendi ekseni etrafında spin atarak dönmesi sırasında, bu spinin çok fazla artmasıyla iç enerjisinin artabilmesi şeklinde yorumlayarak düşünebiliriz.

Yani 1.5 * 3 = 4.5 voltluk kuru bir pil bataryasında, + ve – kutupların iç seri bağlantısında, + ve – kutuplarda elektron (-) ve + yüklü çekirdekler geç-ver-al taktiği ile, yani + ve – kutuplardan elektrik akımındaki 3 pilden eşit elektron ve çekirdek sayısında nötürleşmek üzere birbirlerine geçerken, aslında elektronun ve çekirdeğin mevcut iç enerjisini, örneğin bu elektronun spin hızını birbirlerine olan bu seri geçişlerinde aktarıp (3 kat artırarak geçmeleri) ekstra enerjilenerek geçmeleri nedeniyle mevcut iç enerjileri amper sabit kalarak artıyor derken tam olarak bunu kastederek belirtebiliriz. Keza hızı artırmak derken zaten her şartta ışık hızına çok yakın veya ışık hızında giden elektron taneciğine ekstra iç enerjiyi ancak bu şekilde aktarıp verebilmek belki daha mantıklı olarak da düşünülebilir. Yani adeta ortaçağlarda (Fetih’de de kullanılan) mancınıktan atılmış gibi birbirlerine olan kavuşma özlemiyle yola çıkan elektronların spin hızlarını kat kat katlamaları sonucu, biz bunların artan iç enerjisini, artan bu fiziksel büyüklüğünü volt kavramı şeklinde de belirtmiş olabiliriz.

Elektronun kütlesini ele alınmayacak kadar küçük kütlede veya yok sayılacak kadar küçük kütlede varsaydığımızın aslında neye dayanılıp ifade edildiğini kendi perspektifimden açıklamaya çalışayım.

Cayroskopları çok iyi bilirsiniz, çok hızlı döndürülmeden onun yerden tek elle havaya kaldırılması bu ağırlığıyla yerden (yerçekimine karşı) kaldırmak oldukça zordur, ama dönerken onu tek elle havaya kaldırmak oldukça kolaylaşır, yerçekimine bağlı olan ağırlığı, eksenel olarak hızla dönerken azalmıştır. Bu ayni orandaki azalma etkisini, elektronların da yüksek spinle kendi eksenleri etrafında dönerken daha az ağırlık algısı gibi algılanmasında çok haklı olarak düşünebiliriz.

Örneğin kondansatör plakalarına gerilim (belirli voltajlar) uygulandığında, plakalar arasında dielektrik yalıtkanlar olduğunda, bu dielektrik malzemeden de kolayca geçebilen elektrostatik çekme kuvvetlerinin olduğu açıktır. Zaten bu yüzden kondansatör plakaları (elektrolitik veya düzlemsel) güç kaynağından (üreteçten) ayrıldığında, bu uygulanmış elektrostatik çekim gücüyle, bu plakalarda hapis kalan statik elektrik ( + ve – statik yükler) iletken telle birleştiğinde bir elektrik akımına (kondansatör deşarjındayken) çevrilir.

Kondansatör plakalarına uygulanan gerilimin büyüklüğüyle bu çekme kuvvetinin daha da artacağı düşünülürken, bu voltajlar kondansatörün etiket değeri voltajına göre çok fazla olduğunda, dielektrik iç malzemesinin delinmesine aslında elektronların kendi eksenleri etrafındaki spin hızlaını artırmasının neden olabildiğini de düşünebiliriz. (daha hızlı dönen bu elektronun eksenel hızlarında daha delici bir etkiyi)

Volt kavramını yeni düşünenlerin kendisine bu konuda alternatif ufukları da açabilmiş olabilmesi dileğimle.

Not: Bir de son olarak atomdaki atom parçalarının çok özel davarnışlarıyla, normal fizikle veya normal elektrik bilimiyle açıklanması çok güç olan bazı olayları, ışık kavramında da olduğu gibi kuvantum mekaniğiyle açıklanmasını beklemek de çok daha doğru beklenti olabilir. Çünkü atomun iç yapısal davranışlarını detaylı inceleyen bilim dalı olan elektronik bilimi kuvantum mekaniğiyle çok yakından ilgilidir, salt elektrik biliminden farklı olarak. Kolay gelsin.
 
Son düzenleme:

Sponsor Bağlantı

Forum istatistikleri

Konular
112,009
Mesajlar
788,556
Kullanıcılar
411,950
Son üye
Piamde

Yeni konular

Üst