Yüksek gerilimden kaynaklanan manyetik alanın insan üzerindeki etkileri nelerdir?

Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
Arkadaşlar yüksek gerilimden kaynaklanan manyetik alanın insan (dolayısı ile çalışan olarak biz elektrikçiler) üzerindeki etkileri nelerdir?Belki daha önce böyle bir konu açılmış olabilir kısa bir aramada göremedim.Varsada tekrarı olsun,çünkü konu çok önemli.Arkadaşlar ben Kütahya Seyitömer Termik Santralı İşl.Md. yıllarca elektrik gözlemci olarak şalt sahalarında manevra için bulundum.Zaman zaman 410 bin volta çıkan ve 2500 megawatt enerjinin transfer edildiği şalt sahasına girince hareketlerimizin az da olsa ağırlaştığını hissettiğimizi,yerdeki otların özellikle gece nem oranı artınca iş pantalonu üzerinden bacaklarımızdan çarptığını,kalın topraklama kabloları olmasına rağmen panoların metal aksamlarına çıplak elle dokunmanın imkansız olduğunu,hepinizin bildiği kontrol kalemini havaya tutunca patlayacakmış gibi yandığını çok gördüm.Manyetik bir havuzda kalabileceğimiz asgari zaman diliminde işimizi bitirip çıkardık.Geçenlerde tv. kanalında bir prof. saç kurutma makinasını çalıştırıp çevreye verdiği zararı ölçen bir cihazla (radyasyon olabilir) makinayı olabildikçe en uzaktan tutmamız gerektiğini anlatıyordu.Bazı uzmanlar AB.kriterlerine göre bir odada tv. hangi duvarda duruyorsa duvarın öbür tarafındaki odada o duvarın önüne koltuk vs. konmaması gerektiğini çünkü tv. tüpünün yaymış olduğu radyasyonun arada duvar da olsa zarar vereceğini söyledi.Tüm bunları okuyup dinleyince :Bedavaya yaşadığımızı düşündüm :) bu konuda değerli görüş ve düşüncelerinizi bekliyorum.2008 temmuzundan beri trafo istasyonlarında ve manyetik alana maruz kalan iş yerlerinde çalışanlarda AĞIR İŞ KOLU kapsamına alındı diye bir bilgim var.Son olarak birde şehir efsanesi var ne kadar doğru bilinmez o da şu :Yüksek gerilim ortamında çalışan manyetik alana maruz kalan elektrikçinin kız çocuğu olur :) RABBİM herşeyi sebebler dairesinde yarattığı için biraz gerçek payıda olabilir.Benim ilk çocuğum kız oldu ozamanlar şalt sahalarında çok işimiz vardı.Sonra tabloya geçtim manyetik alan ile ilgim kalmadı 2 ve 3 numaralar erkek oldu,belki tesadüf(tevafuk) belki de bilimsel bir açıklaması yaklaşık yukarıdaki gibi.Biraz uzun oldu ama önemli bir konu,ilgi ve alakanızı bekliyorum efendim.....
 
Otomatik sigorta bulunduğu devreyi yüksek akım ve kısa devre akımlarından koruyan bir anahtarlama elamanıdır.
Zaman rölesi bir diğer ifade ile zaman saati adı verilen sistem süresi belli olan bir aralıkta araya girmesi veya çıkması amaçlanan elektrik sisteminin kontrol edilmesinde kullanılmak için tasarlanmıştır.
Katılım
21 Mar 2011
Mesajlar
367
Puanları
1
Yaş
42
Öncelikle yüksek gerilimde calısanların kız cocugu oluyor cümlesi tamamiyle latife olarak soylenen bir soz olup gercekle hiçbir alakası yoktur.
Manyetik alanın insan saglıgı üzerine etkisini tam olarak ortaya koyan bilimsel bir makale yoktur.Çelitli yayınlanan makaleler vardır ama bıunlarda yuzde yuz dogrudur diyemiyoruz.
Sonuçta akım gecen her iletken cevresinde bir manyetik alan oluşturur bununda insan üzerinde etkisi muhakak vardır. Ama asıl onemli olan bu etki degerinin ne kadar oldugu ve insanı nasıl etkiledigi bunun arastırmaları devam etmektedir.
Sonuçta bilimsel olarak ifade edilen frekans degerleri elektrikde 50Hertz kullanılıyor . Bi cep telefonda ise cok cok daha fazla. Düşük frekans oldugu için cep telefonundan daha az etkili oldugu soylenebilir.
 
Konu Sah
Meraklı elektrikçi
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
Cevabınız için teşekkürler,yalnız bir sorum olacak,50 hz. frekans elbette cep telefonlarının frekansından çok çok küçük ama yüksek gerilimin manyetik alan bölgesindeki manyetik yoğunluk insanı kondansatör gibi şarj ediyor ve kalbimizin çalışma frekansı yanlış bilmiyorsam 5 hz. hem frekans hemde manyetik alan yoğunluğu ile insan vücuduna verdiği zararın cep telefonlarından daha az etkili olduğunu söylemek ne kadar doğru? Her meslekte meslek hastalıkları vardır,bu da işimizin gereği maruz kaldığımız bir durum ve bu konuda bilgisi olan diğer arkadaşlarımızında katkılarını bekliyorum.Hepinize kazasız belasız hayırlı işler.
 
Katılım
21 Mar 2011
Mesajlar
367
Puanları
1
Yaş
42
Aslında dedigiiz gibi bu konunun özellikle arastırılması gerekmektedir. Nasıl rontgen cekenler radyasyona maruz kaldıklarından dolayı calısma saatleri farklı ise şaltlarda calısan personelde de boyle düzenlemeler yapılabilir . Ama bilimsel olarak yüzde yüz dogru bir tanı ortaya henuz konulmuş degildir.
 
Konu Sah
Meraklı elektrikçi
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
Böyle ciddi konuda daha fazla katılım olması gerekiyor diye düşünüyorum özellikle trafo , şaltbakım , hatbakım ekiplerinde ve termik.hes,doğalgaz santrallarında çalışanlar ,özel sektörde aynı işi yapan arkadaşlar destek ve katkılarınızı bekliyorum.....
 

tekin126

Profesyonel Üye
Katılım
23 Eki 2008
Mesajlar
3,344
Puanları
656
yaşadığım bır olayı anlatayım mısırda bir iş için gıtmıştım kum uzerınde nem yok spiral taşla çalışıyordum oyle bır an geldıkı sankı parmaklarım kollarım eklem yerlerı yağsiz kapı gıbı gicirdadığını hissettım hareket ettırdığım eklem yerlerı ses duyulmuyor ama sangi gicirdıyor aklıma spiral motoru uzerınde kaçak kontrolu yapmak geldı kontrol ettığımde elektriğin faz ucu spiral motorun govdesınden benım uzerıme dolmuş yerler kuru kum olduğu için boşalmıyorda spiralı kapattım yakında kumlara akan çeşme vardı orada ellerımı islak kuma soktum vucudumda hissedılecek şekılde uyuşukluk oldu 15 dk sonra rahatladım
 

KAZIMUGUR

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
14 Tem 2006
Mesajlar
3,485
Puanları
1,458
Yaş
67
@tekin126 , abicim baştan yazayım kızmaca yok.

Çatlak proflardan biri bir karıncayı eğitmiş parmaklarını şıklatınca karınca takla atıyor.
Her seferinde kesin...
Bu tesbitten sonra karıncanın sağ arka bacağını koparmış.
Şık ... yok
şık ...yok
şık şık ..yok...
Karıncada takla yok.
Hemen not düşmüş.
Sağ arka bacağı koparılan karıncalar sağır olurlar...

-----

Bu vesile ile kız babalarına saygı ve hürmetlerimi sunarım efendim...

----------

Bu tip araştırmalar üniversite araştırmaları dahil hepsi manipüle edilmiş çalışmalardır.
Prof sponsor arar bir çalışma başlatır alahte sonuçlar raporlar , gsm ciler fırın üreticileri kısaca konu hangisine yakınsa hemen proje teklifleri ile gelir ve lab kurar emrine verir bir kaç tv ropörtaj ayarlar falan filan...
Uzun aradan sonra sonuçlar havalı şekilde açıklanır ve hep olumludur.
Ancak kayda değer bulunmayanlara sponsor olunmaz ve onlarınkilerde hep ölümcül sonuçlarla çıkar.
Buna göre insan değil tüm canlıların çoktan yok olmuş olması gerekir ama işte okuma yazma bilmeyenler böyle olması gerektiğinden bi haber oldukları için hayat devam eder durur.
Yılardır gdo yer içer ama haber yapıldıktan sonra kanser başlar...
Radon sürekli yayılır ama sanki yaradıcı bilmez haşa kanser sebebidir.
Yoksa doğal kanser tedavisi içinmidir ?....

----

Sizin bu hamur çok su kaldırır ve ilgi beklerken geyik kaçınılmazdır.

-----
Kız babalarına tekrar saygılar sunarım !...

----------
Yakın tarihe kadar ülkemizi dünya çapında meşhur artist kalp cerrahalarının birinin başı çektiği ekole göre yumurta kolestorol yapar ve kesinlikle yenmemelidir... idi.
Dandik bir rapora dayalı dayatmaca.
Etme hocam gitme hocam laf dinlemedi ve yurtiçi yurtdışı yayıldı gitti.
Kalp şikayeti le giden hastaları tüm hekimlerin ezberi, yumurta tereyağ kesin yasak zinhar haaa.

Başka bir araştırma sonucu dayatmaca kofti çıkınca , tv de başladı yumurta zaralı değil yararlıdır ...
Hastalarımızdan özür dileriz günde 2-3 yumurta kötü kolestorole iyi gelir zart zurt...
Aslında artık kalpci profmudur dağ gezintisi sporcumsumudur belirsiz ya neyse...

-------

Bütün bu yazdıklarım , " bize bişiii olmaz abüüü " , demek manasına gelmiyor , kesinlikle tedbir iyidir.
Cesur mevta diyeceklerine tırsık sansar desinler evladır.
-----
Tekrar saygılar efemmm...
 
Konu Sah
Meraklı elektrikçi
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
Sayın KAZIM UĞUR dediğiniz gibi konu suistimale açık ,isteyen konuya geyik muhabbeti ilede girer isteyen ciddi çalışmaları paylaşarak.Ama kim ne derse desin bizler yüksek gerilimin mağdurları olmaya devam edeceğiz.Ben hala bir meslek hastalığı olarak konuya ciddi şekilde yaklaşıyor ve faydalı paylaşımlarınızı bekliyorum.
 
Konu Sah
Meraklı elektrikçi
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
E-Mail: [email protected]
Yüksek gerilim hatları yakınındaki evlerde yaşayan çocuklarda
çocukluk çağı kanserlerindeki artışın epidemiyolojik olarak
gösterilmesi ile tüm bu konudaki araştırmalar US National Academy
of Sciences (Amerikan Bilimler Akademisi) tarafından tekrar
incelenmiş ve 1996 yılında yüksek gerilim hatları yakınında yaşayan
çocuklarda lösemi görülme riskinin diğerlerine göre 1.5 katı
fazla olduğu Amerikan Bilimler Akademisi tarafından kabul edilmiştir.
22359436.jpg
12182718.jpg

Yapılan epidemiyolojik çalışmalar yüksek gerilim hatları ve elektrikli
aletlerin (0-300 Hz) kanser riskini artırdığını göstermektedir.
0-300 Hz frekanslı alanlardan iletkenlik özellikleri nedeniyle
en çok etkilenen dokular beyin sıvısı ve kan, ikincil derecede
etkilenen dokular ise göz, göz sıvısı, troid, kas, gastrointestinal
sistem, prostat ve testis dokularıdır.
Yapılan epidemiyolojik ve deneysel çalışmalardan bazılarının
sonuçları aşağıda verilmiştir.

EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALAR:
  • Günlük yaşamda maruz kalınan alanların beyin tümörlerini,
    özellikle erkeklerde lösemi ve akut myeloid lösemiyi artırdığı
    gözlenmiştir. 2mG (iki miliGaus) gibi çok küçük magnetik
    alanlar lösemi, lenfoma ve yumuşak doku sarkomlarını daha
    fazla olmak üzere tüm kanser türlerini 1.4 katı artırmaktadır.
  • İngiltere, İsveç ve ABD; EM alanların akut myeloid lösemi
    riskini artırdığını rapor etmişlerdir.
  • 1979’da ABD’de çocukluk kanserleri ve yüksek gerilim hatları
    ilişkisi 18 yaşında 344 çocukta araştırılmış ve hatta yakınlık
    arttıkça çocuklarda löseminin önemli ölçüde artış gösterdiği
    bildirilmiştir. Evleri hat yakınında bulunan yetişkinler için de
    löseminin 2 kat arttığı gözlenmiştir.
  • 1982 yılında İsveç’te 200KV’luk Yüksek Gerilim Hattı (YGH)’nın
    150 m yakınındaki evlerde çocukluk kanserleri insidansının
    2 katı arttığı rapor edilmiştir. (YGH’nın yerde oluşturduğu
    magnetik alan 0.1 G – 0.5 G). 1986’da ise 3mG’u aşan
    şiddetlerde magnetik alana maruz kalanlarda kanser riski
    2.7 iken, ayni adreste doğan ve hala yaşayan kişiler için
    riskin 5.6’ya yükseldiği bildirilmiştir.
  • Elektrik hatlarında çalışanların beyin kanserine yakalanma
    oranı 7 kat fazla bulunmuştur.
Modern toplumlarda yaşayan hemen herkes sürekli olarak doğal
olaylardan kaynaklananların çok üstünde elektromanyetik alan ve
dalgaların içinde bulunmaktadır. Bunların, yüksek şiddet veya güç
düzeylerinde insan sağlığına zararlı olduklarına kuşku yoktur.
Ancak, insanların günlük hayatta karşılaştıkları daha düşük
düzeydeki alan ve dalgaların dahi uzun vadede insan sağlığı
üzerinde olumsuz etkileri olup olmadığı tartışma konusu olmaya
devam etmektedir. Dünya genelinde, elektrik üretim ve dağıtım
şirketleri ve elektrikli aygıtların üreticileri, çoğunlukla insan sağlığı
açısından bir tehdit olmadığını veya çok az olduğunu söylemektedirler.
Öte yandan, bu konuda araştırma kaynakları talep eden bilim
insanları ve korunma amaçlı ürün veya hizmet satanlar, çoğunlukla
olası veya gerçekleşen zararların inkar edilemeyeceğini ve ciddi
boyutlarda olduğunu iddia etmektedirler.
13380187.jpg
5405917.jpg

Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar elektromanyetik alan
ve dalgaların çok küçük şiddet ve güçlerde dahi çeşitli biyolojik
etkileri olduğunu göstermiştir.
Doğal çevrede bulunan alanlar, bu alanlardan bile çok daha düşük
seviyelerde olduğu için, canlıların bu alanların olası etkilerine karşı
evrimsel olarak edinilmiş özel bir korunma mekanizmaları olması
da beklenemez. Bu durumda, bu çeşitli biyolojik etkilerin birinin
değilse diğerinin insanlara zararlı olma olasılığı yok sayılamaz.
Birçok epidemiyolojik ve diğer bilimsel çalışma da bunu
desteklemektedir. Öte yandan, bugüne kadar bu alanlarla,
sebep oldukları iddia edilen çok sayıdaki kronik hastalık veya
sağlık sorunu (kanser, düşük veya sakat doğum, bağışıklık sistemi
zayıflaması vb.) arasında bütün araştırmacıların üzerinde anlaştığı
çok açık neden-sonuç ilişkileri gösterilememiştir.
Bu bilimsel belirsizlik karşısında kişisel korunma ve toplum sağlığı
açısından nasıl bir yol izlemeliyiz? En akılcı çözüm, temkinli
davranıp öncelikle maliyeti çok yüksek olmayan bütün önlemleri
almak, ancak maliyeti çok yüksek önlemleri almadan önce,
toplumun karşı karşıya bulunduğu kanıtlanmış (ve bazıları daha
büyük) riskleri de göz önünde bulundurmaktır. Alınabilecek
önlemlerin maliyeti çok büyük olduğunda eldeki sınırlı kaynakların bu
diğer kanıtlanmış risklerin azaltılması için kullanılması daha yararlı
olabilir
Bugün çoğu insanın karşı karşıya kaldığı elektromanyetik alanların
zararları sigara içmek, nükleer radyasyon, yoğun hava kirliliği,
kronik yetersiz beslenme ve benzerlerinden olasılıkla daha az
zararlıdır. Ancak maruz kaldığımız alanların günden güne artıyor
olması ve etkilerinin ancak uzun vadede ortaya çıkabilecek olması
bu durumu değiştirebilir.
Toplum açısından baktığımızda önemli bir başka konu belli bir
teknolojiden fayda görenlerle, o teknolojinin risklerini paylaşanların
aynı kişiler olmamasıdır. Uygun düzenlemeler, vergilendirme,
ve/veya serbest piyasa mekanizmalarıyla fayda/külfet dağılımının
adil olması sağlanmalıdır. Örneğin, cep telefonu üreticileri, cep
telefonu yer antenlerinin insanları daha az etki altında bırakacak
şekilde yapılmasının çok pahalı olacağını ve dolayısıyla bir önceki
paragraftaki mantık uyarınca akılcı olmayacağını söyleyebilirler.
Ancak burada tasarruf edilen para bir bütün olarak halkın parası
değil, cep telefonu kullanıcılarının parasıdır. Korunması söz konusu
olan sağlık ise antenlerin etkisi altında kalan tüm insanların sağlığıdır.
Bu nedenle fayda/külfet hesaplarını yaparken faydayı ve külfeti
görenlerin kimler olduğu akılda tutulmalıdır.
Elektromanyetik alanların belli sağlık sorunlarına yol açtığı henüz
kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmamışsa da, bu konudaki
araştırmalar sürerken, insanları bilgilendirmek, ucuz önlemleri almak,
ve fayda/külfet dağılımının adil olması için mümkün olan ne varsa
yapılmalıdır. Bu bağlamda daha genel bir tartışma konusu şudur:
Gerekli önlemlerin alınması için bir ürünün zararlı olduğunun
ispatlanması yükü kamuya mı düşmektedir, yoksa yaygın olarak
kullanılmaya başlanması için zararsız olduğunu göstermek yükü
onu üretenlere mi düşmektedir? İlkinde araştırma için gereken para
bu ürünü kullansın kullanmasın herkesin cebinden çıkmaktadır,
ikicisinde ise ürünün fiyatına yansıyarak o ürünü kullananların.
Burada akılda tutulması gereken önemli bir nokta da bir teknolojinin
hiçbir olası zararı olmadığını kanıtlamanın bilimsel olarak çok zor,
hatta neredeyse olanaksız olduğudur.
Burada klasik devlet denetimi mekanizmalarına alternatif teşkil
eden serbest piyasa sertifikasyon yaklaşımından da kısaca söz
edeceğiz. Bir ürünün zararlarının tespiti ve tüketiciyi koruyacak
önlemlerin devlet yoluyla alınması çok uzun zaman almaktadır.
Bu nedenle İsveç’de bir meslek örgütü olan TCO, bilgisayar
kullanan çalışanları korumak için bir sertifikasyon programı
başlatmıştır. Bu program, bigisayarların maliyetini çok artırmadan
manyetik ve elektrik alanlarını mümkün olduğu kadar düşürmek,
ve başka ergonomik özelliklerini iyileştirmek için geliştirilen bir
standarda dayanmaktadır.
İsteyen şirketler gönüllü olarak bu sertifikasyon için başvurabiliyorlar.
Tüketiciler bu yönde tercih belirttiği için bugün çoğu iyi marka
TCO sertifikası almaktadır. Burada önemli olan, bilgisayarların
elektrik ve manyetik alanlarının düşürülmesi için, elektromanyetik
alanların sağlığa zararları ile ilgili kesin bir sonuca varılmasının
beklenmemiş olmasıdır. Tüketiciler, var olan sağlığa zararlı olma
olasılığını önlem almak için yeterli bir neden olarak gördüklerini
göstererek TCO sertifikalı ürünleri tercih etmiş ve bu sayede
bigisayarlar bugün önemli bir tehdit olmaktan çıkmıştır. Klasik
devlet denetim mekanizmaları beklenseydi, olasılıkla daha uzun
süre risk alınmış olacaktı.
52856437.jpg
5254777.jpg

Batı ülkelerinde resmi veya kurumsal olarak kabul edilen, daha
yüksek değerlere insanların maruz kalmaması gereken eşik
değerlerinin çoğu, yalnızca dokuların ısınmasına dayalı
mekanizmalar göz önüne alınarak belirlenmiştir. Ancak bugün,
ısınmaya dayalı olmayan ve çok daha düşük değerlerde
gerçekleşebilen çok sayıda biyolojik mekanizma gündeme
gelmiştir. Bu nedenle, bu yazıda sözü edilen eşik değerler,
resmi eşik değerlerden daha düşüktür. Eski doğu bloku ülkelerinde,
genel olarak batı ülkelerine göre çok daha düşük eşik değerlerin
kabul edilmiş olması da ilginç bir gözlemdir.
Bu yazıda, yaygın olarak karşılaşılan üç elektromanyetik alan veya
dalga kaynağı üzerinde durulacaktır: 50 Hertz (Hz) alternatif akım
elektrik ağı, bilgisayar ekranları, radyo ve televizyon, cep telefonu,
radar ve benzeri radyo ve Mikrodalga frekanslarında yayın yapan
vericiler.
26094456.jpg
555291.jpg

Elektrik ve manyetik alanlarının ve elektromanyetik dalgaların
hangi niteliklerinin (frekans, şiddet, güç,vb.) belirleyici olabileceği,
sağlık etkilerinin hangi doz parametresi ile orantılı olduğu, ve
bunların eşik değerlerinin ne olması gerektiği tartışma konusudur.
Ancak genel olarak, ne kadar uzun süre maruz kalınırsa zararın da
o kadar büyük olabileceği düşünülebilir. Kısa süreli olarak bu alan
ve güçlere maruz kalmak modern dünyada neredeyse olanaksızdır
(yanınızdaki birisi cep telefonu kullanırken, yüksek gerilim hatlarının
altından geçerken, vb.) Bu nedenle, daha uzun süreli olarak bu alan
ve dalgaların etkisi altında kalmaktan kaçınmayı hedef almak, daha
anlamlı gözükmektedir.
Bu alan ve dalgaların şiddeti veya gücü kaynağından uzaklaştıkça
hızla azalır. Korunmada zamandan sonra ikinci etkin öğe uzaklıktır.
Bazı tür alan ve dalgaların değişik şekillerde engellenmesi veya
yansıtılması mümkün olmakla beraber bu yaklaşım genelde pratik
değildir.
ALINTIDIR :
dolgu2.gif

anlogo1.gif

İnternette İlk
Türk Amatör Telsiz Gazetesi
kuru.gif
[SIZE=+2]ELEKTROMANYETİK[/SIZE]
[SIZE=+2]KİRLİLİK - 2[/SIZE]
kuru.gif
[SIZE=+1] [/SIZE]
galpman.gif

TA2R Göktay Alpman
E-Mail: [email protected]
Count.cgi
 
Konu Sah
Meraklı elektrikçi
Katılım
14 Ocak 2009
Mesajlar
558
Puanları
6
Yaş
54
Konum
Seyitömer Termik santralı KÜTAHYA
Bütün elektrikli cihazlar güçleri oraninda elektromagnetik alan meydana getirirler. Elektromagnetik alan kaynagi olarak, televizyon, elektrikli tiras makinasi, elektrikli battaniye, cep telefonu, bilgisayar monitörü, fotokopi makinasi, mutfak robotu gibi günlük hayatta kullanilan daha bir çok cihaz örnek olarak verilebilir. Enerji iletim hatlari ise digerlerine oranla çok daha fazla (yaklasik 100-1000 kat) bir kirlenme meydana getirmektedir. Özellikle büyük kentlerde çarpik kentlesme ve plansiz yapilasmanin sonucu olarak yüksek gerilimli enerji iletim hatlari ve indirici trafo merkezleri konutlarla iç içe bulunmaktadir. Bu konutlarda yasayan insanlar yüksek seviyeli elektromagnetik alanlara uzun süreli olarak maruz kalmaktadir. Ayrica bu alanlar hassas cihazlar üzerinde de etki yaparak bunlarin dogru çalismasini engeller, parazit olusturur, göstergeleri bozarak hatali degerler okunmasini saglar. Elektromagnetik çevre kirlenmesi artan radyo ve TV kanallari ve cep telefonlari nedeniyle gündeme gelmistir. Elektromagnetik alanlar (EMA) insan organizmasinda büyük ölçüde karisikliga sebep olabilirler. Bedeni fonksiyonlarin hepsi çok küçük gerilimli elektrik uyarilari ile devam eder. Insan sinir sistemi de bir elektriksel donanima sahip muazzam bir elektronik sistemdir. EMA'nin disaridan bu hassas sisteme tesir etmesi durumunda, dogal sirkülasyon zarar görebilir. Dolasim sistemi ve sinir sisteminde buna bagli bozukluklar ortaya çikabilir. Vücudun bagisiklik sisteminin sürekli zayiflamasinin kanseri artiran bir etki yapacagi da artik tip tarafindan kabul edilmis konulardandir.
EMA'nin iki tür etkisi vardir. Birinci kisim;
Kisa zamanda hissedilen etkiler diyebilecegimiz bas agrilari, göz yanmalari, yorgunluk, halsizlik ve bas dönmeleri gibi sikayetlerdir. Ayrica gece uykusuzluklari, gündüz uykulu dolasim, küskünlük ve sürekli rahatsizlik nedeniyle topluma katilmamak gibi neticeler de literatürde rapor edilmistir.
Diger bir etki ise;
Moleküler ve kimyasal baglara, hücre yapisina, vücut koruma sistemine yaptigi ve uzun sürede ortaya çikabilen etkilerdir.

EMA'nin kansere yol açici bir faktör oldugu % 100 henüz kesin olarak ispat edilmemistir. Fakat yapmiyor da diyemeyiz. Hayvanlar üzerinde yapilan çalismalardan yorumlar yapilmaktadir. Kanseri arttirici etkisi mevcuttur. Etkilerinin olusmasi EMA'in frekansina, siddetine, vücut ölçülerine, vücudun elektriksel özelliklerine, EMA'in mesafesine ve en önemlisi etki süresine baglidir. Buna göre en çok tehlikeye yüksek gerilim hatlarinda veya yüksek gerilim tesislerinde, radyo ve TV alici-vericilerinde çalisanlar maruz kalmaktadirlar. Yüksek gerilim ve akimdan dolayi enerji iletim hatlarinin çevresinde elektro magnetik alanlar meydana gelmektedir. Çevre bilincinin giderek önem kazanmasi ile enerji iletim hatlarinin çevresindeki alçak frekansli elektrik ve magnetik alanlarin, çevredeki bitki örtüsü, hayvanlar, insanlar üzerindeki biyolojik etkisinin belirlenmesi için çesitli arastirmalar yapilmaktadir. Yapilan arastirmalarda evlerin yakinindaki yüksek akimli elektrik hatlari ile kanserin iliskisinin daha ileri bir arastirmasi, eriskin kanserlerinin vaka-kontrol çalismasi yürütülmüstür. Yüksek akimli konfigürasyonlar yakininda yasayan 55 yasin altindakilerde sinir sistemi, rahim, gögüs ve lymphoma tip kanserlerde önemli artis gözlenmistir. Kalkinmis ülkelerde TV, radyo ve cep telefon hizmetlerine yaydiklari güç açisindan sinirlamalar getirilmistir. Ülkemizde herhangi bir sinirlama yoktur. Kullandigimiz teknolojik ürünlerin çogunu, faydalari zararlarini astigi için kullanmaya devam ediyoruz. Magnetik alanlarin intihar ile iliskisi oldugunu iddia ederek isi asiri seviyede abartanlar da yok degildir.
Japonya'da bütün elektriksel ekipmanlar 1973'te yayinlanan Uluslararasi Ticaret ve Sanayi Bakanligi'nin düzenledigi Elektriksel Tesisatlarin Teknik Standartlarina mecbur tutulur. Kalabalik nüfuslu, % 25 ya da daha fazla yapilarin kapladigi bölgelerde yüksek gerilim havai hatlarin yapimi yasaklanir.
Elektromagnetik alan olusturan Radyo Frekanslarinin (RF) gözler, sinir sistemi, üreme ile ilgili dokularda, dolasim sisteminde ve bazi vücut organlarinda ciddi etkileri vardir. Genital organlar RF alanlarina karsi çok duyarlidir. Histolojik arastirmalar, çesitli islem fazinda sperm olusmasinin kesildigini veya durakladigini ortaya koymustur. Bu morfolojik degismeler üreme çevriminde, döl azalma kisirlasma ve disi dogum sayisinda artis olarak kendini gösterir. RF hamile kadinlarin düsük oraninda artmaya neden oldugu bilinmektedir. Hamilelik baslangicinda kisa dalga tedavisi gören bir annenin çocuk dogdugunda normalden çok daha az kemiklesme eksikligi gibi anormallikler görülebilir. Ayrica dolasim sistemindeki etkinin nefes almada hizlanmaya bazen de gecikmeye neden oldugu gözlenmistir. böbrek, böbreküstü bezler, karaciger üzerine etkiler konusunda birçok çalisma yapilmistir. RF alanlarda çalisan personelde özellikle kadinlarda, troid bezi büyümesi gözlenmistir.
 

Yeni mesajlar

Forum istatistikleri

Konular
122,207
Mesajlar
861,959
Kullanıcılar
438,708
Son üye
Muharrem çetin

Yeni konular

Üst