Kurşunlu Akümülatör Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Konbuyu başlatan binbaşı
  • Başlangıç tarihi

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,809
Puanları
3,256
Konum
BURSA
1.Kurşun-asit Tipteki Akümülatörlerin Genel Yapısı ve Kimyasal Denklemleri

Bildiğimiz gibi kurşun-asitli akümülatörler hayatımızda,endüstriyel uygulamalarda,araçlarımızda,kesintisiz güç desteğinin gerekli olduğu birçok yerde uygulama şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Peki bu basit yapılı akü çeşidi hakkında neler biliyoruz,neleri yanlış biliyoruz,mevcut bilgilerimizi gözden geçirmemiz kendimizce de gerekli olabilmelidir.

Kurşun-asit aküler prensip olarak ikincil olarak bir pildir,yani tam şarj olup da,dolduklarından sonra,şarj esnasında bir elektroliz kabı olan yapılarından çıkıp,şarjdan kesildiğinde ise emrimize hazır olan,şarj edilebilir bir pile dönüşmüş olurlar.Diğer şarj edilebilir pil türlerinde de bu prensip yine aynidir.

Bir aküyü oluşturan malzemeler; sulandırılmış sülfirik asit çözeltisi ve iki plakada,antimonla sertleştirilmiş kurşun ızgaralar içine,presle sıkıştırılan kurşun oksit malzemeleridir.Sülfirik asit (H2SO4) yalnızca kurşun (Pb) ve kurşundioksit (PbO2) şeklinde,asitli su içerisinde bulunurken herhangi bir kimyasal reaksiyona giremez.Sülfirik asitle kimyasal reaksiyona girebilmesi için,öncelikle (Primer devrede) kurşunoksit (PbO) haline dönebilmesi gereklidir.Ancak o şartta sülfirik asitle kimyasal tepkimeye girerek, H2SO4+PbO > PbSO4+H2O denklemine göre kurşun sülfat ve suya dönüşür.Bu dolaylı tepkime + ve - plakaların bir telle birleştirilmesi esnasında kendiliğinden akü plakaları üzerinde elektrik akımıyla iyonların ters yöne hareketleri sırasında +H iyonlarının kurşundioksit plakaya gelmesi sırasında PbO ve H2O ‘ya OH - iyonunun kurşun plakaya gelmesi ile PbO ve H2O’ya dönüşürler.Her iki plakada ikincil olarak da PbSO4 ve H2O oluşumu, H2SO4’in akü kabı içinde bulunması nedeniyle kendiliğinden oluşmuş olur.Her iki plakada deşarj esnasında oluşan kimyasal tepkime aşağıdaki denklemdeki gibidir.

Pb+PbO2+2H2SO4 > 2PbSO4+2H2O+Elektrik enerjisinin eldesi

Şarj esnasında her iki plakadan farklı gazların oksijen ve hidrojen atomlarının birleşerek gaz halinde çıkmasıyla,deşarjda oluşan tepkimeler de tersine döner.Sülfirik asit fazlalaşır,plakalar eski hallerine geri dönerler.

2PbSO4+2H2O+Elektrik enerjisi verilmesi > Pb+PbO2+2H2SO4+Isı enerjisi

Uygulamada kullanılan akümülatörler kuru (Jel) ve sulu tipte olmak üzere 2 ayrı tipte üretilir.Yukarıdaki kimyasal denklemler her iki tipte de ayni şekilde geçerlidir.Yalnız kesintisiz güç kaynakları gibi, derin deşarja maruz kalabilen şartlarda kuru (Jel) aküler daha yaygın kullanım alanı bulurlar.Yapıları gereği derin deşarj daha fazla uygulanabilir ve daha uzun sürelerde düşük şarjlarda ve şarjsız olarak kalabilmeye,fazla da zarar görmeden dayanabilirler.

Günümüzde sulu elektrolitli tipte olanları genellikle çift kapaklı olarak yapılmaktadır.Gaz çıkışı, asıl kapaklar tam kapalı bulunsa da, ikinci subap görevi gören küçük ve tek yönlü kapakçıklarından,şarj esnasında tahliye edilebilmektedir.Kuru tipte olanları da gereksiz elektrolit kaybının, su kaybının az olabilmesi amacıyla,tek yönde ve şarj esnasında üretilen gaz basıncıyla açılıp,bu gazı dışarıya tahliye edebilecek şekliyle dizayn edilip yapılmaktadır.

2.Kurşunlu Akümülatörlerde Şarj Karekteristiği ve Ömür Kavramı

Kurşun-asit akümülatölerde şarj esnasında,uygulanan gerilim ve akım şiddetiyle (Güçle) doğru orantıda bir ısı enerjisi,akü içinde oluşan reaksiyonlara (Redüksiyon,oksidasyon) ilave olarak açığa çıkar.Bu ısı enerjisinin mümkün olduğu kadar az olabilmesi akünün ömür faktörünü olumsuz yönde azalttığından,sınırlanmış bir şarj akımının akülere uygulanabilmesi şarttır.Akım sabit tutulup akü geriliminin sabitlenmediği şartlarda, genellikle akü kapasitesinin 1/10’u oranında sınırlı bir akım şiddetinin uygulanması,akü plakalarına ömür açısından ve şarj sırasındaki sıcaklık yükselmesi açısından da en az zararı verebilir.Ancak akünün,bu şarj sırasında hücre geriliminin, çok dikkatli bir denetimle takip edilip,belirli bir hücre voltajında kesinlikle şarjdan kesilmesi gerkecektir.Gaz çıkışının gereğinden fazla olabilmesi ve sıcaklığın da fazla yükselmesi,bu şekilde şarjda unutulan akülerin ömrünü azaltacaktır.

En az akü sıcaklığı ve en uygun şarj akımı profesyonel ve ideal olan uygulamalarda da,üç moddan oluşur.Bazı mikrodenetleyicili ve smps esaslı özel akü şarj cihazlarında bu yöntem uygulanır:

a-Sabit akım modu (Constant current)

b- Sabit gerilim modu (Constant voltage)
c-Damla şarj modu (Trickle charge)

Bu modların asıl amacı da,gaz çıkışının hiç olmaması ve akü elektrolit sıcaklığının da aşırı artmasını önlemek amaçlıdır.Ayrıca akü sıcaklığının mcu ile ölçülüp kontrol edildiği ve PWM kontrollü şarj kontrolünün de çok iyi sağlanıp yapıldığı, çok daha profesyonel olan akü şarj uygulamaları da mevcuttur.Çünkü akülerde "sıcaklık kavramı-ömür ilişkisi",yine ayni lityum-iyon veya nikel-kadmiyum tipte,şarj olabilen bataryalarda olduğu şekliyledir.Yani şarj sırasında sıcaklığın her artan 1 derecesi, akü ömrünü direk kısaltan olumsuz bir faktördür.Şarj esnasında oda sıcaklığı da göz önüne alınarak,akü şarj gerilimi de,bu özel duruma göre arttırılıp azaltılabilmelidir.

Günlük uygulamalarda, araçlarda,kesintisiz güç kaynaklarında,emergency aydınlatma,vb. uygulamalarda bu modlardan daha farklı yöntemler de uygulanıp tatbik edilebilmektedir.Araçlarda alternatörlerin devirle doğru orantıda artan akım şiddeti ve
değişen gerilimini,bir akü şarjında kontrol edebilmek için, gerilim kontrollü konjonktörler (Zener diyotlu,darlington transistorlü,entegreli elektronik devreler) kullanılarak,yalnızca bu yolla,akü hücre kontrolü yapılıp,belirli gerilimde (Örneğin 13.80 volt gibi) şarjın aşırı boyutlara yükselebilmesi de önlenmektedir.

Bazı küçük kapasiteli ups’ler ve emergency aydınlatma devrelerinde,evlerde yapılan akü şarj kontrol devrelerinde,vb.ise, akım ve gerilinin tam olarak da sabitlenip kontrol edilebildiği elektronik devrelerle,bu akü şarjı kontrol edilebilmektedir.Aslında 3 modda verilecek olan,ayrı ayrı olan şarj modları ise, sadece 3. mod olan trickle şarj (Damla şarj modu) şarjın başında,devamında ve sonunda tek bir mod olarak (13.80 volt ) uygulanmaktadır.Burada akü 13.80 volta kadar uygun şarj akımı (1/!0) ile dolmakta,tam 13.80 voltta çekilen akım,hiç akım geçmeyecek farzedilerek kesilmiş kabul edilmektedir.Aslında 13.80 volta akümüz tam ulaşsa bile,yine mA mertebesinde çok düşük şarj akımlarını az da olsa yine çekebilmekte,yani tam bir kesilme de olmamaktadır.Ancak çekilen bu akım damlama şeklinde,yani aküye sıcaklık ve gaz riski açısından hiçbir zarar veremeyecek çok düşük bir düzeydedir.Akü şarjda unutulsa bile,bu şarj akımları,aküye bir zarar vermeden ve aküyü sadece belirli bir şarj düzeyinde tutabilecek (Float charge=tampon charge ) şekilde kalacaktır.

Akümülatörler kullanımları sırasında,ne kadar derin deşarja maruz kalıp çalıştırılırlarsa,saat/ömür kavramı da bununla doğru orantılı olarak da azalabilmektedir.Kuru (Jel) tiptekiler,derin deşarja ve derin deşarjdan sonraki,normal şarja kadar olan bekleme süresine,sulu olanlara nazaran daha dayanıklıdırlar.

3.Akümülatörlerin Araçlarda, Diğer Kullanım Yerlerinde Hazırda Bekletilmesi

Kurşunlu akümülatörlerin uzun ömürü,sağlıklı kalabilmesi,tam şarjlı olarak bulunmasına,ortam sıcaklığına,neme,elektrolit seviyelerinin azalmamasına,temiz olarak saklanma koşullarına direk olarak da bağlıdır.Şarjı düşük olarak bekletilen akülerin,kritik hücre gerilimi olan 1.80 voltun altına inebilmeleri de çok daha kolaydır.Araçlarda aşırı soğuk havalarda yarı şarjlı,az şarjlı olarak bekleyen akülerin,asit konsantrasyonu düşük olduğundan,çok düşük etkisi olan bir antifirizdeki gibi donmaları riski de bulunur.Donma olduğunda genişleyen iç hacim
yüzünden,akü seperatörlerinin,plaka ızgaralarının,kimyasal bileşimlerin de tamamen tahrip olabilmesi olasılığı vardır.Bu nedenle çok soğuk olan iklim kuşaklarında,kışın en şiddetli aylarında,akülerin tam şarjla,araç kullanılmadığında o şekliyle de bekletilmesi gerekir.


Artan sıcaklık ortamları,akülerin içlerinede,kendiliğinden oluşan kimyasal reaksiyonların da artması demektir.Çok sıcak depolama koşullarında bekletilen akülerde,kendiliğinden deşarj olayının gerçekleşeceği mutlaka da beklenmelidir.Bu nedenle normal oda sıcaklığı değerleri gözetilerek aküler uzun sürelerle bir beklemede kalabilmelidir.Tozlu ve sıkışık yapılı,dar olan kapalı ortamlar,akülerin hava sirkülasyonuyla,sıcak hava ve soğuk havanın otomatik yer değiştirmesi demek olan konveksiyonla soğumayı,radyasyonla (Işıma) ile soğumayı da iyice azaltacağından,normal çalışma şartlarında dahi anormal sıcaklık derecelerine de erişebilirler.Bu noktada akülerin havadar ve temiz ortamlarda (Özellikle ups aküleri) bulunabilmesi ve çalışmış olması da,ömür kavramına olumlu bir katkı sağlayacaktır.

Araçlarda uzun süre kullanım olanağından uzakta kalan akülerin,sulu tipte olabilmeleri nedeniyle akü kabının dış yüzeyine asitli elektrolit sıvısını sızdırabilmeleri mümkündür.Sızan bu elektrolit sıvısı,bir de akü yüzeyinde biriken toz,kir,ince kum,vb.yabancı maddelerle de birleşirse,kutuplar arasında,deşarjı daha fazla arttırabilecek bir elektrik iletim köprüsü görevini de görebilir.Bu nedenle haftalık yapılan araç periyodik bakımlarında ,akü dış yüzeyi iyice temizlenmeli,akü kutup başları arasında kalan,bu olası deşarjı kolaylaştıracak,bu iletim köprülerinin oluşmasına da hiç meydan verilmemelidir.

Elektrolit seviyesi,daima kapakların 1 cm üzerinde olabilmeli,eksiklik varsa da,yalnızca saf su ile tamamlanmalıdır.Gerekmedikçe de sülfirik asit asla ilave edilmemelidir.Sülfirik asit,şarj akımının katları da fazlaca uygulandığı halde,elektrik akımının iletilip geçmesini sağlayacak hiç sülfirik asitin,molekül olarak hiç bulunmaması,akünün tam boşalmasından sonraki bu evrelerde,şoklama amacıyla birkaç damladan daha fazla da verilip uygulanmaz,yani bu özel bir durumdur.Aksi durumlarda ise,eser miktardaki bir sülfirik asit molekülünü dahi bulup,elektriğin yine iletilebileceği,yani bu tam deşarj olaylarında,tam boşalma durumlarından hemen sonra,asit konsantrasyonunun (Yoğunluğun) zamana bağlı olan sürelerde,yeniden artıp çoğalabilmesi prensibiyle bunu uygulayabiliriz.

Akümülatörler yerlerine takılırken veya çıkarılırken,kutup başları hiçbir şekilde zorlanmamalı,kutup başlarına sert cisimlerle vurulmamalıdır.İçlerindeki aktif maddeler zarar görebilir,plaka bağlantıları kopabilir,bu nedenle çok dikkatli olunmalıdır.Akülerin iç dirençleri çok düşük olduğundan kısa devreye hiç maruz bırakılmamalıdır.Üzerlerinde kısa devreye yol açabilecek aletler (Kurbağacık,boru anahtarı,vb.) konulmamalı veya hiç unutulmamalıdır.Akü amperaj kontrolü,hiçbir şekilde direk kutup başlarını kısa devre ederek yapılmamalı,elektrolitin boumesi (Yoğunluğu) ölçülerek veya kutuplarından,akımölçerli,şönt dirençli özel ampermetreler kullanılarak yapılmalıdır.

Akümülatörler yüksek kapasiteli olarak,bireysel devrelerde kullanılırken de,akım uygulanıp verilmeden önce,devrede olabilecek bir kısa devre olasılığı da mutlaka düşünülerek,araçlardaki sigorta kutularında kullanılan sigortalar gibi,devreden önce konulup,hem bir yangın tehlikesi,hem de akünün kendisini kısa devreye karşı tam olarak koruması düşünülmelidir.Sigortasız olarak direk kullanılmasında ise,olası bir kısa devrede,akünün sahip olduğu mevcut amper gücüyle,bu kabloları kolayca yakıp eritebilmesi,iç elemanlarına bir zarar verebilmesi,ömrünü de kısaltabilmesi riski her zaman vardır.

Akülerin,atmosfere açık olanları (Çift kapaksız olan veya contasız olan tipleri) veya şarj esnasında kapakları çıkarılıp,direk olarak da,ortam havasına maruz bırakılanları,hiçbir şekilde baz anhidriti (Suyla temas edince direk baza dönüşen maddeler,gazlar,örneğin;NH3=amonyak gazı gibi) etkisi yaratacak maddelerle,direk temasının sağlanmasından da kaçınılmalıdır.Aksi takdirde elektrolitteki,kuvvetli asit olan sülfirik asitle birleşerek tuzlarını oluşturur,akü verimini düşürebilir,elektrolit konsantrasyonunu bu yolla azaltabilirler.

Aküler kapakları açık iken,sülfirik asitle kimyasal reaksiyona girebilecek olan yemek tuzu,bakır,demir,çinko,alüminyum,vb.çok yabancı ve riskli malzemelerden uzak olabilmeli,içine düşürmekten de sakınılmalıdır.Aksi takdirde,yine bu maddelerin farklı olan tuzları oluşur,elektrolit yoğunluğu azalır,akü verimi,kapasitesi olumsuz yönde etkilenir.Yemek tuzuyla akü suyu direk olarak birleşirse eğer; 2NaCl+ H2SO4 >Na2SO4+2HCl denklemiyle, tuz ruhu ve sodyum sulfat tuzu,çift bozunmayla oluşacaktır.

10.50 volt,kutup başındaki gerilimine düşen (Hücre gerilimi 1.80 voltun altı değerlerindeki) aküler,zaman kaybedilmeden, uygun bir şarj akımıyla hemen şarja bağlanmalıdır.Bu yapılmazsa,normal durumda,tek tek plaka ızgaralarında oluşan PbSO4 kristalleri,belli bölgelerinde,ya da akünün tamamında,tek bir monoblok yapıya dönüşüp de,akünün sağırlaşması (Etkilenen bölgelerinin hiç şarj tutmaması,elektrik akımını iletmemesi) riski vardır.

Ticari olarak satışa sunulmadan önce kuru aküler,bir tampon şarj (Float charge) ile koruyucu bir şarja tabi tutulurlar.Sulu olarak satılan akülerin ise,kuru,elektrolitsiz olarak bulunmalarında saat/ömür kavramı henüz başlamamıştır.Akü asidi veya saf su (Plakaları ayrıca kendiliğnden şarjlı olan,asitli suyun,bu asiti uçurularak,sadece sülfirik asitin,asit anhidriti bırakılan,saf suyla birleşince,asitli suya direk olarak da dönüşerek kullanıma sunulanlar.) ilave edilip de, ilk şarj işlemi uygulandığında,şarj/deşarj saykılı (Periyodu) da otomatik olarak başlatılmış olur.

4.Şarj Esnasında ve Şarjdan Kesildiğinde Akü Gerilimi Karekteristikleri

Akümülatörler otomatik olarak şarja bağlı değilken, şarj akımının amperiyle,voltajıyla ve zamanla da doğru orantılı olarak hücre gerilimleri adım adım artarak.yükselir2.5 volt hücre gerilimine gelinmeden çok aşırı gaz çıkışı yoktur,akü tam dolmaamıştır..2.5 volt değeri (15 volt ) değeri geçildikten sonra hidrojen ve oksijen gazları plakalardan sesli ve çok fazla olarak çıkmaya başlar.Bu noktadan sonra,şarj akımları akü aktif maddelerine zarar verebilir,şarjın hemen kesilmesi gerekir.

15 volt değerini şarj sırasında görüp,şarjdan yeni kesilen bir akünün voltajı hızla düşer.Hiç kullanılmadığında 1 gün sonra,yeni ve kapasitesi tam bir aküde okunan değer,13.20 volttur.Bu değer bir aküde ölçümle okunabilecek en yüksek bir değerdir.Diğer okunması beklenen 13.80-13.20 volt aralığındaki değer,kendiliğinden akü şarjdan kesilince düşen ve yalnızca teoride kalan ve sabit kalmayan bir değerdir.Kapasitesi düşen akülerde ise bu değerler tam olarak okunamaz,daha yakın ve ara değerler okunabilir.

Akü gerimi,yoğunluk ve doluluk oranını tam olarak verebilen bir tablo aşağıda verilmektedir.

Tam şarjlı akü:1,260 kesafet ve 2,10 volt > 12.60 volt
Yüzde 75 şarjlı akü:1,225 kesafet ve 2,07 volt > 12.42 volt

Yarı şarjlı akü:1,190 kesafet ve 2,03 volt > 12.18 volt

Yüzde 25 şarjlı akü:1,155 kesafet ve 2,00 volt > 12.00 volt

Boşalmış akü: 1,110 kesafet ve 1,90 volt > 11.40 volt

Kaynak : MEGEP dökümanları / Elektro-teknik bölümü

Ortam sıcaklığı çok düştüğünde akülerin hücre gerilimi,verebilecekleri akım kapasitesi de ayni oranda düşer.Akü gerilim değeri 12.40 voltun aşağısına düştüğünde akülerin yeniden şarja bağlanması uzun vadeli saklama şartları için gereklidir.

5.Çevre Faktörü ve Akülerin Yeniden Geri Dönüşüme Alınması

Kurşun-asit aküler,ömürlerini tamamlayarak atıl hale geldiklerinde,çevreye,doğaya zarar verebilecek şekilde, akü kutuları parçalanarak veya gelişigüzel çevreye atılarak normal bir çöp gibi değerlendirilmemelidir.Bütün kurşun ve kurşun bileşikleri,nikel-kadmiyum aküler,pillerdeki kadmiyum gibi, zehirli ve çevreyi kirletici bir maddedir.Topraktan,içme sularıyla,kullanma suları yoluyla,yani kullandığımız çeşitli kaynaklar yoluyla bizlere geri dönebilirler.bu nedenle mutlaka geri dönüşümün sağlandığı özel pil atık kutularına,akü fabrikalarına hurda bedeli karşılığı verilerek,hem doğadan uzak tutulması,hem de yeniden değerlendirilmesi sağlanmış olabilmelidir.

6.Kutup Başı Kopup Eksilen ve Hasar Gören Akülerin Tamiri

Tamir işlemi son derecede basittir..Bunun için bir adet kuru pili (Löklanşe pili) içinden alacağınız grafit (Kömür) çubukla bir miktar saf kurşun parçaları,bu tamir için yeterlidir.Çoğu zaman güç kaynağı olarak akünün yine kendisi kullanılır,ama bu pek doğru değildir,çünkü akü ömrüne bir zarar da verebilir..Kutup başının kalıbını oluşturan kutup başı döküm kalıbı,eksik,hasarlı kutup üzerinde elle konulup da tutulurken,başka bir güç kaynağından alınan yüksek akımla,grafit elektrot ve hasarlı kurşun akü kutbu arasında bir elektrik arkı oluşturulur.Oluşan bu ark sıcaklığıyla kutup başı eriyip sıvı kurşun haline dönerken,kalıba yeni kurşun parçaları koparılıp ilave edilir.Katılan bu yeni parçalar da eriyen bu kurşun banyosu içinde bir bütünlük oluşturarak,soğuyarak tam katılaştığında da,akü kutbunun,yeniden ilk orijinal görünümündeki gibi olabilmesini bize sağlayacaktır.

7. Kullanılmadan Bekletilen Akülerde Yapılacak İşlemler

Uzun müddet depolama mecburiyetinde kalınan aküleri mümkün mertebe soğuk
yerlerde muhafaza etmeli ve en fazla 30 günde bir tam şarj ederek meydana gelen
sülfatlaşmayı kalınlaşmadan yok etmelidir.

Büyük olan iş yerlerinde fazla sayıdaki aküleri bir arada depolamak mecburiyeti
olduğundan aküleri özel şarj cihazına bağlanarak muhafaza edilmelidir.

Uzun süre kullanılmadan bekletilen akülerin plakalarında sülfatlaşma olur. Sertleşen
plakalarıçözmek için yavaşşarj uygulanır.

Önce aküye bir alıcı bağlanarak akü tamamen boşaltılır. Sonra akünün içindeki
elektrolit boşaltılır ve saf su konur. Akü 0,5-1 Amper’ lik bir akımla 60-100 saat arasında şarj edilir.

Şarj süresi bitiminde akü içindeki elektrolit boşaltılarak uygun yoğunlukta elektrolit
ilave edilir.(7. madde,MEGEP/ Denizcilik,Aküler'den alıntıdır.)

Akülerimizin her zaman çok daha sağlıklı ve uzun ömürlü de kalabilmeleri dileğimle.Saygılarımla.
 
Son düzenleme:
Topraklama ölçümü ister endüstriyel bir tesis ister bir ofis binası olsun her işletme için kritik bir öneme sahiptir.
Otomatik sigorta bulunduğu devreyi yüksek akım ve kısa devre akımlarından koruyan bir anahtarlama elamanıdır.
Konu Sah
binbaşı

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,809
Puanları
3,256
Konum
BURSA
Merhaba,değerli arkadaşlar.Kurşunlu akü-severler :) lütfen bu yazıyı dikkatlice de okusunlar,çünkü zamanı gelince kendileri için bu uygulamalar çok gerekli olabilir.

Elimde elektrik kesintileri için kapalı balkonda beklettiğim 12 volt 60 amperlik,arabadan çıkma eski,sulu ilk hareket aküsü (6-7 yıllık) bulunuyor.Kış süresi boyunca şarjı çok düzenli aralıklarla da yenilenmediğinde,son yapılan bir kontrol ölçümünde sadece 10.50 volt dc.’yi avometreyle gösterebilmişti.5 amper 16-17 volt veren bir şarj cihazıyla şarj uygulanması işlemlerinde 16-16.5 volt değerlerini şarj sırasında tam göstermesine karşın,şarjdan kesilip ölçüldüğünde yine 10.50 volt dc. değerine geri dönüyordu.Bu akünün hurdasını verip sıfır akü almayı bile muhtemelen düşünmekteydim.Bu haliyle ne ups’de ne de bir otomobilde kullanılmaya hiç uygun değildi.Ama asla pes etmedim,şarj alan ve ups’de kesintilerde 12 volt,40 a-h’lik olanına yine eskisi gibi paralel kullanmak amacındaydım.

Diğer 5 göz tam şarj olup devreden yeterli akımı çeker hale geldiğinde ,tek,bozuk şarj almayan göz için 2 adet 40 watt.lık flüoresan balastının,önce tekiyle seri bağlı diyotla aküden bir şoklama şarjını yapmaya da çalıştım.Tek balastın çok kısa sürede aşırı ısınmasına,2 tanesini seri bağlayıp yine seri diyotla 220 vac’yi uygulamak daha uygun oldu,aşırı ısınmadan bu şarj işlemi böylece uygun şekliyle sabahlara kadar devam edebildi.

Bu sabah ölçtüğümde 10.50 volt dc. değerinin 10.80 volt dc.lere kadar şarjdan tam kesildiğinde yükselebildiğini fark ettim.Ümit vardı ama ne yazık ki yeterli değildi.Mutlaka bir şeyler daha yapmak gerekliydi. Çünkü mA çeken 12 voltluk pc fanını çalıştırmayla bile voltaj aniden gerilere gidiyordu.Mekanik şoklama aklıma geldi,aküyü halıflex kaplı balkonda birkaç kere yere hızlıca tabanından vurdum.Kaybedecek bir şeyim de yoktu doğrusu,bu son haliyle zaten marşı hiç basamaz ve ups’yi çalıştıramaz atıl bir haldeydi.

Bu mekanik şoklardan (darbelerden) sonra akünün şarjda iken 11.50 volt dc.ye kadar olan voltajı 11.95-11.99 ve 12.00 volt dc. sınırını aşmaya da başlamıştı.Bu iyi haberdi,şarj alamayan tek gözün voltajı nihayet yükselmeye başlamıştı.Bu halde şarjsız kalan gözün yavaş şarjla 2 adet 40 watt.lık balast ve seri diyotla 220 vac’den şarjına bugün devam edildi.Şarj sırasında 12 volt 8 amperlik far ampulü ve 12 volt 10 amperlik oto süpürgesini başarıyla sağlam bir akü gibi çalıştırabildiği,tam şarjla marş motorunu bile döndürebilecek tam şarj alan haline döndüğü de görüldü.Ancak 2-3 günlük sıkı bir kür ve bu takibin sonunda amacıma tam olarak ulaşabilmiştim.

Sonuç: Elektriki şoklamalarla bu olumlu şarj alma neticesinin çok değişmeyip,ancak mekanik şoklamalarla bu şarj durumunun tam iyileşmesini,akü seperatörleriyle plakaları arasında oluşan bazı dendritlerin (istenmeyen bazı plaka uzantılarının) kırılmasına veya akü altındaki akü plastik boşluklu zeminine temas eden ve bu plakaları şarj alamayan gözde alttan kısmen de olsa kısa devre ettirebilen aktif plaka döküntülerinin bir şekliyle yerinden oynayıp plastik akü kabının tam altına inmesine de bağlıyorum.(Akünün içini açıp elektrolitini boşaltıp işin iç yüzünü tam olarak da göremediğim için) Kolay gelsin.
 
Konu Sah
binbaşı

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,809
Puanları
3,256
Konum
BURSA
Merhaba. Akülerde desülfizatör devresi yerine (Muadil olarak) kullanılabiecek bir sisteme geçenlerde tesadüfen rast geldim. Kısaca bundan sizlere de bahsedeyim.

2 adet 12 volt 60 amper-h'lik akü voltajı aşırı şarjla dahi sonraki günlerdeki ölçümlerde 12.80 voltu pek geçmiyordu. Kısmen sülfatlanma olduğu aslında açıktı. Elektrik süpürgesi üniversal motorunu istemeden iç sargıları çok ıslandığı için 2 adet akü 12+12=24 volt ve 18-22 volt 3-4 amperlik güç kaynağını seri bağlayarak 42-46 volt dc. ile çalıştırdım. Sargıları bu süre zarfındayken dönen rotorun havasıyla iyice kurutmak ve yeniden bu süpürgeyi hiç açmadan evde 220 vac'de risksiz olarak kullanmak amaçlıydı. Motorda parazit filtresi veya hız kontrol elektronik kartı yoktu, direk 1200 watt.lık üniversal süpürge motoru bağlantısı vardı. Akülerler+güç kaynağıyla bu süpürge belirli bir süre, 1.5 - 2 saat kadar çalışırken biraz boşaldı ve onları yeniden aşırı şarj ettim. Son akü voltajları ölçümünde 1 gün sonra 13.01 voltları, 3-4 gün sonra da 12.94 volt dc.' leri net olarak ölçerek görebildim.

Üniversal motor fırçalı bir seri (ac/dc) motor olup parazit kond.' ü çıkarılıp 2 akü ve 18-22 volt dc. güç kaynağı üzerinden çalışırken desülfizatör devresinin ürettiği palslerin benzerinin seri akülerden bu anda geçerek akü voltajının bu şekilde yükselebildiğine kanaat getirdim. Voltaj hala her 2 akü de 12.80 volt dc. de değil 12.94 volt dc. lerdedir, şu anda da. Aküler 3-5 senelik olup otodan çıkma, evde bekletilmiş sulu kurşun-asit, starter araç aküleridir.

Bilgilerinize. Saygılarımla.
 
Son düzenleme:

murtiow

Üye
Katılım
12 Ocak 2011
Mesajlar
366
Puanları
16
Yaş
50
Merhaba. Akülerde desülfizatör devresi yerine (Muadil olarak) kullanılabiecek bir sisteme geçenlerde tesadüfen rast geldim. Kısaca bundan sizlere de bahsedeyim.

2 adet 12 volt 60 amper-h'lik akü voltajı aşırı şarjla dahi sonraki günlerdeki ölçümlerde 12.80 voltu pek geçmiyordu. Kısmen sülfatlanma olduğu aslında açıktı. Elektrik süpürgesi üniversal motorunu istemeden iç sargıları çok ıslandığı için 2 adet akü 12+12=24 volt ve 18-22 volt 3-4 amperlik güç kaynağını seri bağlayarak 42-46 volt dc. ile çalıştırdım. Sargıları bu süre zarfındayken dönen rotorun havasıyla iyice kurutmak ve yeniden bu süpürgeyi hiç açmadan evde 220 vac'de risksiz olarak kullanmak amaçlıydı. Motorda parazit filtresi veya hız kontrol elektronik kartı yoktu, direk 1200 watt.lık üniversal süpürge motoru bağlantısı vardı. Akülerler+güç kaynağıyla bu süpürge belirli bir süre, 1.5 - 2 saat kadar çalışırken biraz boşaldı ve onları yeniden aşırı şarj ettim. Son akü voltajları ölçümünde 1 gün sonra 13.01 voltları, 3-4 gün sonra da 12.94 volt dc.' leri net olarak ölçerek görebildim.

Üniversal motor fırçalı bir seri (ac/dc) motor olup parazit kond.' ü çıkarılıp 2 akü ve 18-22 volt dc. güç kaynağı üzerinden çalışırken desülfizatör devresinin ürettiği palslerin benzerinin seri akülerden bu anda geçerek akü voltajının bu şekilde yükselebildiğine kanaat getirdim. Voltaj hala her 2 akü de 12.80 volt dc. de değil 12.94 volt dc. lerdedir, şu anda da. Aküler 3-5 senelik olup otodan çıkma, evde bekletilmiş sulu kurşun-asit, starter araç aküleridir.

Bilgilerinize. Saygılarımla.

Sayın Binbaşı'm .Tebrikler kolay gelsin.Ama ben defalarca yazıyı okudum tam anlayamadım.Normal 220v ev elektrik süpürgesi ile mi aküleri boşalttınız.Yoksa başka mı sargıları kurutma - risk diyorsunuz ? Tekrar değişik anlatırmısınız ,şema foto da olabilir.Çünkü eğer doğru ise icattır.Saygılar.
 
Konu Sah
binbaşı

binbaşı

Onursal Üye
Onursal Üye
Katılım
1 Eyl 2011
Mesajlar
5,809
Puanları
3,256
Konum
BURSA
887MQP.jpg


Güç kaynağının elektrolitik kondansatörü paralelde sayıca (mF kapasitesi olarak) biraz fazladır, yani kendi yaptığım ve amper değeri 4 ayrı trafoya kumanda eden 4 ayrı siviçle ayarlı ve 4 ayrı kademeli güç kaynağı ve boşta 22 ampere ve 22 volta kadar son çıkışı var, ilk 4 amper kademesinde çalıştırdım, bunun boştaki gerilimi 22 volt dc.'dir. Süpürge Vestel Fırtına marka sulu sistem, sıvı seviyesi sensörlü çalıştırma kontrol kartlıydı ve 1400 watt.'lıktı. Ancak motoru yenisiyle değiştirirken 1200 watt'lık olanını takıp sensör kartını da tam çıkarmıştım, yani direk anahtarla bu motora 220 vac akımı gidiyor. Motora paralelde kutupsuz kondansatör veya motor girişinden önce bir hız kontrol veya sıvı seviye kontrol kartı hiç bağlı değildi. Akü ölçümünde 4-5 gün kadar bekledim. İlk gün 13.01 volt dc. seviyesi ve en son dün akşam 12.94 volt dc. seviyesindeydi, her 2 akü için bu ölçüm değeri. Kolay gelsin.
 

Benzer Konular

Forum istatistikleri

Konular
118,021
Mesajlar
831,934
Kullanıcılar
429,303
Son üye
kotn-34

Yeni konular

Üst