90 lı Yıllarda Tren Yolculuğu

Under Ground

Profesyonel Üye
Katılım
25 Ocak 2016
Mesajlar
9,456
Puanları
4,556
Yaş
42
90 lı yıllarda çok fazla tren yolculuğu yaptım. Çoğu da mecburiyetten. Bu yolculuklar ile ilgili aklımda bir çok anekdot, bir sürü detay birikti. Bunlar kaybolup gitsin istemiyorum. Çoğu da Z nesli denen gençlere tuhaf hatta komik gelebilecek şeyler. Bunları aslında uzun bir yazı ile yazacaktım ama zor olacak. Mesaj mesaj ve konu konu yazmak daha kolay olacak. Okumak isteyen arkadaşlardan ricam konu altına mesaj yazmazlar ise konu bütünlüğü dağılmaz. Şimdiden teşekkürler.

1 - Yolculuk İçin Tren Bileti Edinmek
O yıllarda internet nerede, bilgisayar nerede, akıllı cep telefonu nerede. Yapılacak yolculuk için bilet edinmenin tek yolu tren garına gidip bilet almak, ya da birine rica edip aldırmak. Hele yolculuk tarihi resmi ve dini tatil günlerine denk düşerse hapı yuttunuz. Nerdeyse bir ay önceden kendim gidiş biletini alır, memlekette babama da dönüş biletini aldırırdım. Çünkü bir gün içinde o zamanlar 3 anahat treni olurdu İstanbul İzmit istikametine giden ( Meram, Pamukkale, İç Anadolu Mavi) Onlarda ihtiyacı karşılamaktan her zaman çok uzaktı . Zamanında bilet almazsanız avcunuzu yalarsınız.
Hatta numaralı bilet kalmadığı anda sınırlı sayıda numarasız bilet satılırdı. Bunlarla iki adet karşılıklı kanepenin olduğu kompartımanların bulunduğu vagonlara gidilir, boş oturacak yer varsa oturulur, yoksa saatlerce ayakta yolculuk yapılırdı . Hiç tanımadığınız insanlarla bir odaya tıkılıp karşılıklı kanepelerde misafir gibi oturuyorsunuz. Buralarda bavul konulan yerlere çıkıp orada yatarak uyuyan insanlar bile olurdu ki tam ibretlik bir sefalet.
Türk'te uyanıklık biter mi? Ben hemen bavullarımı bir yerlere yerleştirir ve numaralı koltukların olduğu vagonlara giderdim. Boş koltuklara otura otura yolculuğa devam ederdim. Kondüktör gelir seni postalamaya kalkar. He he der oturmaya devam ederdim . Bazen hiç koltuk bulamaz saatlerce ayakta giderdim. İzmit'ten Eskişehir'e kadar ayakta çok geldim. Eskişehir'de tren hurraaa boşalır. Ondan sonra rahat giderdim. Bazı uyanık arkadaşlarım numarasız bilette alamayınca tren garlarından ilçelere ait küçük tren garlarına giderlerdi. Burada şu küçük kibrit kutusunun bir yüzü kadar olan karton biletlerden sayıya mayıya bakmadan satarlardı . Bununla da bir şekilde bilet edinmiş olurduk. İzmit'ten bilet bulamayınca Sakarya ya kadar gidip orada trenden inip bilet alan arkadaşlarımda olurdu. Kontrollerin bazen çok geç yapıldığı için bu durum fark edilmezdi. Benim bu kadar patakulli çevirmeye cesaretim yoktu.
Şimdi oturduğu yerden elindeki cep telefonundan oturacağı koltuğu seçen insanlara ne kadar uzak işler.
1br9qfwl0erm47x1lm6.webp
 
Yıllarca ben de İstanbul Eskişehir arası tren yolculuğu yaptım. Favorimiz Boğaziçi ekspresiydi hatta saati bile aklımda 15:30 haydarpaşa kalkış. Bilet almak için dediğiniz gibi beşiktaştan haydarpaşaya geçer, ailecek gidilecekse önceden belirlenen tarihler için bilet sorulur hangisine yer varsa ona göre plan yapılırdı. Teksem ve bilet yoksa biletsiz de binerdim. Kondüktör bilet sorduğunda bulamadım derdim onlar da ne kızma ne tersleme sadece o zaman büyük cezası var der %100 zamlı fiyata cezalı bilet keserdi. Bu cezalı fiyat bile restoranda yapacağınız yemek keyfinden büyük olmazdı.
 
2- Tren Garları ve Binaları
O yıllarda çoğu Anadolu şehirlerindeki tren garları ve buralardaki binalar Osmanlı bakiyesi olarak kalmış eski ve bakımsız binalardı . Buraların bu kadar köhne biçimde kalmasının herhalde en büyük nedeni 50 li yıllardan itibaren siyasi hükümetlerin ülke genelinde bütün taşıma faaliyetlerinde öncül olarak karayollarını seçerek , demiryollarını artık üvey evlat olarak görmeye başlaması sebep olmuştur desek çok da yanlış olmaz herhalde . Ne hikmetse demiryollarının siyasi bir ideoloji ile de ilişkilendirildiğini de duyup çok şaşırmıştım . Hasılı kelam demiryollarındaki ihmal edilmişlik , gözden çıkarılmışlık , bakımsızlık , özensizlik daha trene binmeden , tren garlarına karşıdan bakınca bile belli oluyordu . Memleketimden İzmit e üniversite için ilk defa trenle geldiğimde çok ama çok şaşırmıştım . Çok çok eski bir tarihi bina , içerisinde de ısınma aracı olarak yanmayan bir soba , hem de İstanbul a 80-90 km mesafedeki bir büyük şehirde . Çok sonraları İzmit in içinden geçen tren yolu buradan kaldırılıp sahile atılınca kocaman şehir nihayet düzgün bir tren garına kavuşmuştu . Ne hikmetse oturduğum Anadolu şehrinde eli yüzü düzgün modern bir tren garı binasına sahipti . Kışın kaloriferleri de cehennem gibi yanar , uzak mesafelerden gecenin bir yarısı yürüyerek gelmek zorunda kalmış yolcuların içi ısınırdı .
images.webp
%C4%B0zmit_railway_station.webpwhatsapp-image-2025-07-30-at-1753835733.webp
 
Son düzenleme:

Forum istatistikleri

Konular
133,383
Mesajlar
971,014
Kullanıcılar
459,236
Son üye
denizkapikiran

Yeni konular

Geri
Üst