Ölüm Ahlakımızın Koruyucu Kalkanı mı?

CEVDET ÇALIK

Profesyonel Üye
Katılım
30 Ara 2009
Mesajlar
1,232
Puanları
481
Yaş
56
Ölüm Ahlakımızın Koruyucu Kalkanı mı?


Ölümsüzlük, herkesin hayalidir. Hiç yaşlanmamak, sevdiklerimizle sonsuza dek bir arada olmak… Ne kadar da güzel bir düşünce, değil mi?

Ama bir de madalyonun diğer yüzü var. Eğer sonsuza kadar yaşasaydık, hayatımız nasıl olurdu hiç düşündünüz mü?

Belki de hayatın tadı kaçardı. Çünkü her şeyin bir sonu olması, ona bir anlam katar. Mesela, en sevdiğiniz yemeğin bir gün biteceğini bilmek, her lokmanın kıymetini daha iyi anlamanızı sağlar. Hayat da böyle. Eğer ölüm olmasaydı, belki de birbirimizin kıymetini bilmezdik. Kötü davransak, haksızlık yapsak da "Ne olacak ki, daha sonsuz zamanımız var!" diye düşünürdük. Kimse kimsenin hakkına hukukuna saygı göstermezdi, çünkü yaptığımız yanlışların bir cezası olacağına inanmazdık.

Bir düşünün: Trafikte bir yanlış yapan, birinin park yerini çalan, hatta ailesine kötü davranan biri, eğer yaptıklarının bir karşılığı olmayacağını düşünseydi, nasıl pervasız davranırdı? Ölüm ve ölümden sonraki hesap inancı, aslında bizi frenleyen bir şeydir. Bize, yaptığımız her hareketin bir sonucu olduğunu hatırlatır ve bu sayede daha dikkatli ve iyi olmaya çalışırız.

Kur’ân’dan ayetler: Ölümün hatırlatılması ve hesap

Kur’ân’da ölüm ve ahiret konusu sıkça vurgulanır; bu vurgu, insanlara dünya hayatının geçici olduğunu ve amel hesabının olduğunu hatırlatır. Bazı açık ifadeler:

  • “Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet günü mallarınız size hiçbir fayda vermez; ancak yaptığınız amellerin karşılığı verilir.” (Âl-i İmrân, 3:185)
    — Bu ayet, hayatın geçiciliğini ve amellerin önemini açıklar.
  • “Dünya hayatı oyun ve eğlenceden, süs ve karşılıklı övünceden ibarettir; geçici bir rızık ve kibir kaynaklı bir yarıştır.” (el-Hadîd, 57:20 — özet anlam)
    — Dünya nimetlerinin gelip geçici olduğunu hatırlatarak aşırı bağlanmanın sakıncasını vurgular.
Kur’ân’da örnek olaylar: Adalet, kibir ve sonuçları

Kur’ân’da geçmiş toplumların hikâyeleri, kibir ve zulmün sonuçlarını gösterir; bunlar adaletin er ya da geç tecelli edeceğine dair ibretler sunar:

  • Firavun ve kavmi (Mûsâ zamanında): Firavun’un inkârı, zulmü ve nihayetinde denizde helak oluşu (örneğin Yûnus suresi ve diğer ayetlerde bahsedilen kıssa) zulmün cezasını gösterir.
  • Kerûn (Qarun) örneği: Zenginliğiyle kibirlenen birinin yerin açılarak yok edilmesi (el-Kasas, 28:76-82) mülke ve güce dayanan ezmeye karşı bir uyarıdır.
  • Âd ve Sâmûd gibi toplumlar: Peygamberlerin davetine kulak asmayan, azgınlaşan toplumların helakı Kur’ân’da tekrarlanan temalardandır — bunlar adaletsizlik ve nankörlüğün sonuçlarına dair örneklerdir.
Bu kıssalar, ölümün ve ilahi hesabın er ya da geç gerçeğe dönüşeceğini, dolayısıyla insanların yaptıklarından sorumlu tutulacaklarını hatırlatır.


Kuran'da Saklı Gerçek

Dinimiz de bize bu gerçeği hatırlatır. Kuran-ı Kerim'de Allah, hayatın bir sınav olduğunu ve ölümden sonra bir hesap günü olduğunu söyler. Bakara Suresi'nde (28. ayet) şöyle der:

"Siz cansızken sizi dirilten Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek, sonra da O'na döndürüleceksiniz."

Bu ayet, hayatımızın bir döngüden ibaret olduğunu ve her şeyin sonunda Allah'a döneceğimizi anlatır. Bu bilgi, bizi daha iyi bir insan olmaya teşvik eder. Ölümsüz olsaydık, bu döngü ve hesap fikri anlamsızlaşırdı. Bu yüzden, bizi daha iyiye yönlendiren en büyük etkenlerden biri belki de ölümün varlığıdır.

Belki de ölüm, bizi daha merhametli, daha adil ve daha sorumlu insanlar yapmak için yaratılmıştır.


Sınırlı zaman, değerli anlar yaratır; onları boşa harcamayın.
 
Madem ölüm insanları daha adil ve merhametli
yapmak için yaratılmış, hiç ölmeyecekmiş gibi davranan insanların motivasyonunu nasıl açıklayacağız.?.
Ölümün amacı bahsettiğin şekliyle değildir.. Bir sela ile gelip bir sela ile gitmek süresine insanın ömrü diyelim; İslamın 5, imanın 6 şartını yerine getirmektir her şey.
İman olmadıktan sonra istediği kadar iyi, anlayışlı, yardımsever olunsun; sonu iman yok ise inandığı şekliyle ve ameli ile hesap görecektir.
Selametle.
 
Yaşamdan umudu kestiriceksin ve ölümden ahiretten medet umduracaksınki daha çok yesinler daha çok yesinler . Tam da zenginlerin fakirler için istediği varoluş amacı. Ölüm var boşverin dünya nimetlerini bol bol ahirete çalışın! Yoksullar uyanınca da isyan diyorlar Halk ayaklanması diyorlar. Hâlbuki hakikat hakkını yedirmemek ! Allah'ın kulu isen kul hakki evvela kendinden başlar ve Hakkını yedirmek de kul hakkına girer ! Ahiret hayatı sizin olsun, Allah'ın benim içinde bahşettiği Dünya nimetlerin de fazlasıyla gözüm var günah sa günah az ile yetinmeye de vallahi hiç niyetim yok !

( Fazla mesaiye kalmakta şükürsüzlük müdür acaba 😅
 
Son düzenleme:
değerli dostlar, konuya bir kaç tane pencereden bakmak lazım aslında. konuyu irdelediğimizde hem teolojik olarak hem de felsefe yönünden yaklaşmak lazım. tabii ki burada insan zaaflarını asla göz ardı edemeyiz.
geçmişten geleceğe herkesin aradığı ölümsüzlük aslında bir lanettir. insanoğlu çiğ süt emdiği için sadece kendini düşünür ve ölümsüzlüğü sadece kendine ister. herkes için değil. egoizmin doruklarında gezer ve kendinden başka hiç kimseyi düşünmez. "insan" sıfatını hak etmeyendir.
düşünün; yaşıyor ve ölümsüz, anne babası ölüyor, eşi, çocukları ölüyor, kardeşleri ölüyor ve ölümsüz yaşamaya devam ediyor. burada vicdan dediğimiz duygu nerede acaba? onur, haysiyet, şeref duygusu nerede? yok sadece kendisi var. oysaki gerçek ölümsüzlük neslinin/neslin devamını sağlamaktır.
şimdi tarihin arka sayfalarında biraz araştıralım, arayanlar sadece kendileri için istemişler ve kendileri için aramışlardır ölümsüzlüğü. sizce hak etmişler midir?


işin dini yanını tartışmak için çok dikkatli olmalıyım, çünkü insanlarımız çok ön yargılı. sami dinlerine baktığımızda; tevrat "yaşat" (öldürmeyeceksin) diyor ama bakınız tevrata inananlar neler yapıyor. neler yapıyorun altını sizler doldurun. tv de hergün görüyoruz.
incil "sev" diyor. incile inanalar ne kadar seviyorlar acaba? misyonerlik faaliyetleri altında sözde dinsizleri, dine davet edip isevi yaparak sömürgecilik gibi dikkate değer olmayan şeylerle ilgileniyorlar. medeni dediğimiz (niz) incile inananlar. kuran'a bakıyoruz "oku" diyor, okuyup anlayan yok, cehalet diz boyu. insanlık yararına hiç bir şey geliştirmemişler. ilim/fen yok. diğer yokları saymayayım. bu arada bu semavi peygamberlerin, musa'nın yaşayıp yaşamadığı belli değil. doğum yeri /tarihi - mezarı yok, bilinmiyor. sadece rivayetler var. kitabı da yaşarken değil öldükten sonra yazılmış. (ilginç) isa, doğumu bilinmiyor ama zaman çizelgesi takvimde öldükten 350-400 yıl sonra 24 aralık olarak kabul edilmiş, yılı bilinmiyor. ölümü yine kesin değil 30lu yaşlarda ve mezarı da bilinmiyor. kitabı da öldükten sonra yazılmış. (al sana bir ilginçlik daha)
en son kuran kitabının bir peygamberi var muhammed; doğumu da ölümü de biliniyor, mezarı da belli ama bir ilginçlik burada da var. kitabı öldükten sonra yazılmış, yakılmış yeniden yazılmış ve tekrar yakılmış, yeniden yazılmış.

evet, şimdi semavi/sami dinlerinin özelliklerine baktığımızda tek tanrı var. ve ona ibabet/ kulluk edeceğiz. koyduğu kurallardan dışarı çıkmayacağız. ee zaten en başta dedik insanoğlu çiğ süt emmiştir dikiş tutmaz. bakıyoruz hepsinde hak, hukuk, adalet var, paylaşım var. korumak var ama uygulayan yok. gerçi tevratta ibrahim peygamberlerin eşlerini incelerseniz ve neslin devamında bazıları biraz daha hak ve söz sahibidir, diğer insanlar köledirler, ikinci sınıf insanlardır. öldürülebilir. malları alınabilir filan. merak eden araştırır ve okur. zor gelirse video sitesinden izler.
musa belli değil, isa belli değil, belli olan tek peygamber muhammed ve hepsi aynı tanrıya inanıyor. bu arada 124,000 peygamber gelmiş, hiç birinin mezarı yok ve hepsi sami halkının yaşadığı yerden çıkmış.

değişik pencerelerden bakmaya çalışıyorum. dünya dediğimiz bir hapishane (öyle kabul edelim) bu diğer kıtalarda yaşayan insanlara neden bir peygamber gitmemiş? hatta kara bağlantısı olan afrikada?, avrupada? asyada? burada yaşayan insanların peygamberlere ihtiyacı yok mu? yalvaç= yol gösterici. ama hepsinin tanrı veya tanrıları var.

öbür dünya/ ahiret? ödül ve ceza, cennet, cehennem. herkes inanmakta veya inanmamakta serbesttir.
manevi olarak huzur verdiği için herkese huzur dilerim.

bu arada yukarıda dinler-kitaplar ve peygamber hakkında yazdıklarım, üçüncü pencere gözünden tarafsız yaklaşımdır. itiraz edecek olan kitap tarihlerini, yaşam tarihlerini, sonuncusu hariç mezarını filan göstersinler. ben mış, muş lara inanmam.
 
şahsen uzun yaşamakta gözüm yok, bana sadece bir aylığına zamanda yolculuk yapma şansı verilsin yeter.
(bunlar hep bilimkurgu filmleri işte 🙃 )
________________
dünyanın oluşumu
paleozoik dönem
paleosen dönem
ilk insanların yaşamları
mısır piramitin inşatı
göbekli tepeyi ne diye yaptılar
birir gün bazı peygamberlerin yaşamı
bir haftada 3000 yılındaki insanlık/dünyada yaşam

ölüm konusuna gelince, eğer Allah ölümümün yaklaştığını hissettirirse ibadet konusunu turboya takmayı planlıyorum, namazıdır, zekatıdır, orucudur Allah ne verdiyse artık.
Hak yeme konusunda içim rahatım
 
şahsen uzun yaşamakta gözüm yok, bana sadece bir aylığına zamanda yolculuk yapma şansı verilsin yeter.
(bunlar hep bilimkurgu filmleri işte 🙃 )
________________
dünyanın oluşumu
paleozoik dönem
paleosen dönem
ilk insanların yaşamları
mısır piramitin inşatı
göbekli tepeyi ne diye yaptılar
birir gün bazı peygamberlerin yaşamı
bir haftada 3000 yılındaki insanlık/dünyada yaşam

ölüm konusuna gelince, eğer Allah ölümümün yaklaştığını hissettirirse ibadet konusunu turboya takmayı planlıyorum, namazıdır, zekatıdır, orucudur Allah ne verdiyse artık.
Hak yeme konusunda içim rahatım
hayal etmek güzeldir özgür kardeş, devam et. dilerim gerçekleşir. uzun yaşam da göreceli bir kavram değil mi? kime göre? neye göre? hayatı dolu dolu yaşamak önemli, kalpleri kırmadan, güzel şeyler yaparak, paylaşarak yaşamak doğru değil mi? inançlar kişilere göre değişkendir. benim siyahla beyazım, senin siyahla beyazın aynı olacak diye bir şey yok. önemli olan saygı göstermek ve görmektir. ben ressam için erken gittin, işlerini bitirmedin derken bu günler için söylüyordum.

Arap inançlarına göre Cehennem haddinden fazla sıcak olan, insanların durmadan azap çektiği bir yerdir.
Orada kaynar yiyecek ve içeceklerden başka bir şey yoktur.
Neden mi ?
Çünkü Araplar sıcak bir coğrafyada yaşayan ve sıcaktan eziyet çeken bir toplulukdur.
O yüzdendir ki, onlar için en ızdırap yer böylesine sıcak bir yerdir.
Norveç mitolojisine göre ise Cehennem (Niflheim) buz gibi soğuk yeraltı dünyasıdır ve oradaki bütün nehirler donmuş haldedir.
Neden mi ?
Çünkü Norveçliler soğukta yaşayan ve soğuktan eziyet çeken bir toplulukdur.
Peki ya gerçekte Cehennem neresidir ?
Buna en güzel cevabı veren ise Dostoyevskidir;
"Cehennem insanın kalbinde sevginin bittiği yerdir."
ve
Osho ilave eder;
"İyi insanlar cennete gider değil, iyi insanlar nereye giderse cennet orası olur."
internetten alıntıdır.
 

Forum istatistikleri

Konular
133,384
Mesajlar
971,021
Kullanıcılar
459,238
Son üye
kadocan4

Yeni konular

Geri
Üst