değerli ustalarım, eğriye eğri, doğruya doğru derim. sizleri bilmem ama benim anam okul yüz görmemişti. okuması yazması yoktu, babacığımı da boyu uzun diye ilkokul 3ten atmışlar. benim çocukluğumda klorlu çeşme suyu yoktu buralarda. okul olarak cahildiler ama yaşam için değildiler. suyumuzu (mana) dediğimiz çeşmelerden içme suyumuzu eve taşırdık. yazın kuruduğunda da yerleşimden uzak tatlı su kuyularından. bahçe kuyuları kullanma suyu içindi ve her zaman üstü kapalı tutulsa bile baharda içlerine sönmemiş kireç atarlardı. aynı şey narenciye bahçeleri içinde geçerliydi. çünkü bu kuyuların ağzı çok geniş ve üstleri kapatılmazdı. sanırım ne demek istediğimi anladınız.
ve hava alanını ben yapmıyorum, yapanlar belli.
artık çağ atladık, bataklıklar kurutuldu, ilaçlamalar sayesinde sinek/ haşere sorunu çözüldü. bazı yerlerde/ yerleşimlerde yeterli olamıyor. teknolojinin verdiği her türlü olanağı kullanmak gerekir. sinek kovucular dahil. ilkel yöntemler +1 daha. balkon ışığını açın, odalar karanlık olsun tabii kapınızda. yeteri kadar sinek toplandığını gördüğünüzde, balkona çıkın bir gazeteyi meşale gibi yapıp yakın ve lambayı söndürün.
ve hava alanını ben yapmıyorum, yapanlar belli.
artık çağ atladık, bataklıklar kurutuldu, ilaçlamalar sayesinde sinek/ haşere sorunu çözüldü. bazı yerlerde/ yerleşimlerde yeterli olamıyor. teknolojinin verdiği her türlü olanağı kullanmak gerekir. sinek kovucular dahil. ilkel yöntemler +1 daha. balkon ışığını açın, odalar karanlık olsun tabii kapınızda. yeteri kadar sinek toplandığını gördüğünüzde, balkona çıkın bir gazeteyi meşale gibi yapıp yakın ve lambayı söndürün.

