Bir Güzel İnsanın Ardından
Bazı insanlar vardır, sessiz yaşar, derin izler bırakır. Varlıklarıyla gürültü yapmazlar ama yoklukları bir boşluk gibi çöker insanın içine. Geçtiğimiz Cuma günü uğurladığımız bir büyüğümüz de işte böyle bir insandı.
Cenazesinde söylenen sözler, aslında onun hayatının özeti gibiydi. Cami hocasının, namaz öncesinde konuşmasını kesip onu anlatmaya başlaması boşuna değildi. Çünkü bazı insanlar, anlatılmayı hak eder. O, sadece tanınan biri değil, örnek alınan bir insandı.
Onu yakından tanıyanlar bilir. Yardım etmek onun için bir seçenek değil, adeta bir yaşam biçimiydi. İhtiyaç sahiplerine ulaşmak için çaba gösterir, insanların derdine derman olabilmek adına elinden gelenin fazlasını yapardı. Hatta bazen, birine yardım edemediği için üzüldüğünü anlatırlardı. Düşünebiliyor musunuz? Kendi sıkıntısını değil, başkasının derdine çare olamamanın hüznünü taşıyan bir kalp.
Cami hocasının da ifade ettiği gibi, yardım etme konusunda adeta bir yarış içindeydi. Kimsenin kalbini kırmaz, kendisinden yardım istendiğinde elinden geleni mutlaka yapardı. Hatta bazen onu üzgün gördüklerinde sebebini sorduklarında, bir kardeşinin sorununa çözüm bulamadığı için üzüldüğünü dile getirirmiş. Bu, onun ne kadar ince ruhlu ve merhametli bir insan olduğunun en güzel göstergesiydi.
Ticareti bile sadece kazanç kapısı değil, bir emanet gibi görürdü. Helalinden kazanır, kazandığını paylaşmanın huzurunu yaşardı. Hoca efendinin de belirttiği üzere, caminin deposunda hâlâ onun bağışladığı erzak ve giysilerin bir kısmı bulunmakta ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaya devam edilmektedir. Bu da onun iyiliklerinin, bu dünyadan göçse bile yaşamaya devam ettiğinin en güzel göstergesidir.
En dikkat çekici olan ise şuydu. Onun hakkında kötü bir söz söyleyen tek bir insan yoktu. Bu, bir insanın arkasında bırakabileceği en büyük miraslardan biridir. Kırmadan yaşamak, incitmeden konuşmak ve her daim faydalı olmaya çalışmak.İşte gerçek zenginlik belki de tam olarak buydu.
Belki artık aramızda değil.Ama bıraktığı izler, yaptığı iyilikler ve insanların kalbinde açtığı yer silinmeyecek. Belki de bize düşen en büyük görev, onun gibi olmaya çalışmak. Daha fazla paylaşmak, daha az kırmak, daha çok anlamak.
Çünkü dünya, böyle güzel insanların sayısı arttıkça güzelleşecek.