KontrolKalemi.Com

TÜRKİYE’DE PATENT BAŞVURULARI ARTIYOR

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Türkiye dünya patent pazarında hızla ilerleme kaydediyor. 2017 yılında 8 bin 625’i yerli, 10 bin 658’i yabancı olmak üzere toplam 19 bin 283 patent başvurusu yapıldı. Yerli patent başvuruları 2016 yılına göre yüzde 34 oranında artış gösterdi. 2017 yılında dünyada 243 bin 500 patent başvurusu yapılırken, Türkiye bin 235 başvuru ile dünya patent liginde 21’inci sırada yer aldı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) Patent İşbirliği Antlaşması (PCT) verilerine göre, 2017’de patent başvuruları bir önceki yıla oranla yüzde 4.5 arttı.

İlk Patent Diş Macunu İçin Alındı

Türkiye’ de alınan ilk yerli patent ürünü eczacı Necip Akar’ ın kendi adıyla ürettiği Necip Diş Macunu ürünüdür. Necip Akar ayrıca Türkiye’ nin ilk yerli sabunu olan Puro Temizlik Sabunu’ nu ve ülkeyi saran grip hastalığına karşı tek tabletlik Gripin adlı ilacı üretmiştir.

Türkiye’de İlk Yerli Üretim Motor

Pancar Motor 1956 yılında Gümüş Motor adıyla faaliyete geçti. O dönemde, Almanya’dan yeni dönen genç bir mühendis olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan şirketin kurucu genel müdürüydü. Şirket, tarımda ve teknelerde kullanılacak küçük motorları memleketimizde ilk kez üretecekti. Alman lisansı ile 1960 yılında üretime başladı. Kısa süre sonra kendi patentini alarak üretime devam etti. 1964 yılında bir özelleştirme ile şirketin yönetimi Pancar Kooperatiflerine ve Şeker Fabrikalarına geçerken, adı da Pancar Motor oldu. Pancar Motor tam 56 yıl faaliyet gösterdi. Kocaman bir bayi, yedek parça ve tedarikçi ağı kurdu. Yıllar boyu zarar etti. Sonunda arsa sahibi de olan bazı pay sahipleri açtıkları davayı 2010 yılında kazandılar. Şirket, 2011 yılında kapatıldı.

Türkiye’de TSE Belgesi Alan İlk İcat: Trimbox

2007 yılında Bursa’da yaşayan Elektronik Mühendisi Evren Yurttaş, elektrikte meydana gelen, elektrik tesisatların ve bağlı bulunduğu cihazların yanmasına sebep olan ani voltaj dalgalanması, aşırı gerilim, nötr kopması, yıldırım düşmesi ve trafo patlaması gibi durumlarda ortaya çıkan olumsuzlukları ortadan kaldıran bir cihaz geliştirdi. Elektrikte açığa çıkan tüm aşırılıkları sönümleyen voltaj dengeleyici cihazın Türkiye, 28 ülke ile tüm Avrupa Kıtası, Çin, Hindistan ve Rusya’da marka patentini alarak Dünya’nın %70’inde tescilledi. 2010 yılına gelindiğinde Bursa’da ki fabrikasında üretilen Trimbox artık yurt dışına ihraç ediliyordu.

2012 yılında Yerli malı belgesi alındı. Bu belge ile Trimbox %95 yerlilik oranı ile Orta yüksek teknoloji sınıfında yerli bir ürün olduğunu tescilledi. Yine 2012 Yılında yeni bir ürün patenti daha alındı. Trimbox, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve bağımsız kuruluşlarca yapılan testlerden başarı ile geçti.

Tüm bu gelişmelere rağmen Aşırı Gerilim Sönümleyici cihaz ancak 2014 yılında TSE alabildi. TSE 2014 yılına kadar icat niteliği taşıyan ürünlere sertifika veremiyordu. Ancak Türk Standardları Enstitüsü (TSE), standart üstü veya hiç standardı olmayan icat niteliğindeki ürünlerin pazarda Devlet güvencesiyle pay sahibi olabilmeleri veya var olan farklarını ortaya koyabilmeleri amacıyla başlattığı hizmet kapsamında ilk Beyan Doğrulama Sertifikasını (BDS) ‘Trimbox’ adlı ürüne verdi. Bu sayede Trimbox BDS-0001-1 referans numarasıyla Türkiye’nin ilk TSE belgeli icadı ünvanı alındı.

Belgelendirme İçin 6 Yıl Mücadele edildi

TSE Belgelendirilmesi için çok çaba harcadıklarını belirten Trimbox Ceo’su Evren Yurttaş:”İcat niteliğinde olan ürünlerin, dünyada oluşmuş bir kriteri olamayacağından TSE’nin de “Dünya’da sadece standardı oluşmuş ürünlere sertifikasyon yapabildiğinden dolayı, icat niteliğinde olan veya standart üstü olan ürünlere belgelendirme yapamıyordu. Trimbox’ı, TSE tarafından belgelendirebilmek ciddi çalışmalar yaptık ve zamanın Sanayi Bakan’ı Sayın Fikri Işık’ın talimatıyla TSE firmaların yeni geliştirdikleri icat niteliğinde ki ürünlere ilişkin standart üstü beyanlarının test edilerek onaylanması hizmetini başlattı ve ilk belge alan firma biz olduk.Fakat bu süreç tam 6 yılımızı aldı. Dileğim daha çok yerli firma daha çok çeşitli ürün ile sertifika ve belgelendirme işlemlerini tamamlayarak pazara girerler. Günümüzün bu zorlu rekabet ortamında Ar-Ge faaliyetlerinin sürekliliğini sağlayan ve inovasyonlarını hayata geçirebilen işletmeler ancak sürdürülebilir rekabet avantajı yakalayabilir ve bunu koruyabilirler. İşletmeleri sürdürülebilir rekabet avantajı kazanmış ülkeler ise zenginleşebilir, ekonomik ve sosyal anlamda yüksek bir refah düzeyine sahip olabilirler. Bizler Türkiye’de daha stratejik teknoloji ürünleri üzerine yönelmemiz ve AR-GE çalışmaları yapmamız gerekiyor. Mesela Dünya’da televizyon üreten dev firmalar zaten bulunuyor. Şimdi bu gün yeni bir televizyon üretseniz, pazara girmek gibi çok büyük bir problem ile karşılaşırsınız. Dünya’da marka bilinirliği ile kabul görmüş onlarca üretici firmayı da göz önüne aldığınız da fazlası ile problem ile karşı karşıya gelirsiniz. Ancak dünyada üretilen bütün televizyonların karşılaştığı bir sorunu bilir ve bunun çözümüne yönelik çalışmalar yapılırsa dünya pazarında daha çok Türk markası görürüz. Markası ne olursa olsun tüm televizyonlar aşırı gerilim, ani voltaj dalgalanması, nötr kopması, yıldırım düşmesi ve trafo patlaması gibi durumlarda hasar alır ve yanarlar. Üreticilerin bununla ilgili bir çözümü yoktu ve çözümü biz geliştirip pazara girmeyi başardık. Var olan teknolojilerin, açıklarının giderilmesi üzerine çalışmalar yaparsak teknoloji üreten ülkeler arasında daha kolay yer alırız.” şeklinde konuştu.

 

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ