Bir Savaş Nasıl Kaybedilir? - 1

Erdem⁣

Üye
Katılım
14 Ocak 2013
Mesajlar
415
Puanları
33
Savaş cephede başlamaz. Elli yıl, yüz yıl, hatta yüz elli veya fazlası yıl öncesinden başlamıştır bile.

Diyelim ki, yabancı bir ülke senin suyuna, taşyağına (neft, petrol), madenlerine, topraklarına göz dikmiş. Bu art niyetleri, kendi kamuoyunda koyu bir dini taassupla iç içe olabilir. Dini taassubu sahici ise, çağa ve duruma göre bu da siyasal bir takım söylemlerle dünya kamuoyuna karşı örtbas edilebilir. Tarihin pek çok büyük savaşında, istilasında çoğu kez öyle olmuştu; bugün de öyle.

Gözü dönmüş, başkalarını insandan saymayan düşman çok önceden savaşı nasıl başlatır?

1) Düşman ülkenin evrenkentlerinde, araştırma merkezlerinde hedef ülkenin tarihi, manevi gücünün kaynakları, gelenekleri, dili. edebiyatı, coğrafyası... üzerinde yıllarca çalışılır; o dile, o tarihe, o ulusun dinine son derece vakıf uzmanlar yetiştirilir. Bunların bir kısmı, o ülkeye bilim adamı, din adamı, tüccar/iş adamı, siyasi temsilci vb. kılıklarında bilgi toplayıcı, sonra içten düşman taraftarları derleyici, kışkırtıcı casuslar olarak gönderilir.

2) Hedef ülkede, özellikle dini değişik azınlıklardan yetenekli bazı çocukların ismi, kimliği değiştirilir ve bunlar yetiştirilirler. O ara hulul edilip yönlendirilebilir hale getirilmiş basın-yayınla bu gençler alanlarında meşhur edilir; önemli mevkilere gelmeye başlarlar.

3) Düşman, hedef ülkede her bakımdan vasat, kendi başına bir şey olamayacak, ama hem de ulusal duyguları zayıf, maddiyata, mevkiye düşkün, çeşitli zaafları olan kişiler tespit edip onlar vasıtasıyla bir takım gizli cemiyetler kurdurur. Cemiyet üyeleri zamanla, basın-yayından, yönetim kademelerinden, evrenkentlerden, iş çevrelerinden yenilerini bulurlar. Ağ yayılmaya başlar. Ülkenin çeşitli bölgelerine ve toplumun her kesimine ağı salmayı kolaylaştırmak için yarı gizli (görünüşte şeffaf ama gayeleri, bazı faaliyetleri gizli) dernekler de kurulur. Bunların liselerde, evrenkentlerde, ve şehirlerin her mahallesinde gençlik kolları bile bulunur. Dernekler, gizli cemiyetler, düşman ülkedeki merkezlerin güdümü ve denetimi altındadır, ama en tepedekiler hariç, üyelerin çoğunluğu, zaten zayıf olan bilinçleriyle, uzun süre bunun idrakinde bile değildirler. Gençler, üyeler "evrensel", "küresel" aldatmacasına kanar, gitgide milli kültürlerinden, geleneklerinden, "vatan" kavramından, ulusal bağımsızlık duygularından uzaklaşırlar. Sonunda, belki bazıları farkında bile olmadan, bir "beşinci kol" oluşturmuşlardır, Rüyaları, ruhunu bilmedikleri, tanımadıkları bir hayal ürünü yabancı ülke, gayeleri, kendi halkları, uluslarıyla değil, yabancıyla (gizli düşmanla) bütünleşmektir.

4) Nihayet, gizli cemiyetlerin en üst kademelerinden, ayarlı basın-yayınla şişirilip duran üyelerin bazıları ülkenin en üst kademelerine (her alanda ve kamu, yarı-kamu, veya özel kesimde) yerleştirilirler. Ondan sonra gidişat hızlanır.

5) O devrin siyasal yapısına göre, üst yönetime, veya siyası fırkalara kamu üst kademelerine getirilmiş "üyeler", bir yandan, dost postuna bürünmüş düşmanla tek taraflı gümrük anlaşmaları imzalarken, çok iyi dostlarına her konuda taviz üstünü taviz vermeye başlarlar. Bu sözde anlaşmalarda düşman sana her şeyi gümrüksüz satacak, ama senden bir şey almayacak veya yüksek gümrük duvarları, kotalar koyacak. Böylece hedef ülkenin öz üretimi, sanayisi kısa sürede çöker.

6) Bir yandan da hedef ülke, başta hiç ihtiyacı olmayan borçlar almaya zorlanır. Önceleri düşük olan faiz zamanla tefeci faiz oranlarına dönüşür. Faiz ödemek için, bu sefer düşmanın paravanası sözde "uluslararası" kuruluşlardan her üç ayda bir yeniden borç alınır. "Yardım" pozundaki her borç, bankacılıkla hiç ilgisi olmayan yeni dayatmalar ve gözünü kırpmadan ülkeyi teslim etmek manasını taşıyan, çoğu halktan gizli, taviz yasalarını ve tasarı metni görülmeden basılan ihanet imzalarını beraberinde getirir. Artık ülke batağa saplandırılmıştır. "Özelleştirme" aldatmacası edebiyatı yapılıp durur ve bu, cemiyet üyelerince ve ayarlı basın-yayınla körüklenip dururken, ülkenin uzun ve meşakkatli bir yoldan gelmiş birikimleri, kamu ve özel sanayii ve erke(enerji) üretim tesisleri, altyapısı, ulaştırma, iletişim şebekeleri yok pahasına yabancılar, aslında örteneğe bürünmüş düşmana "satılır". Sonra tarım, hayvancılık, hatta ekmek, su gider. Halkta açlık baş gösterir. "Üyeler"de "en iyi dostumuz"a muhabbet o derece büyüktür ki, gecenin ikisinde apar topar çıkarılan dayatmalı ithal kanunlarla, ülkenin toprakları da sonunda sessiz sedasız, "yatırım yapacaklar" bahanesiyle bedavadan düşmana teslim edilir. "Vatan" kavramı unutturularak (hatta gözden düşürülerek), "toprak", ticari bir meta imiş gibi gösterilir olmuştur. Tabii, yatırım falan da yapılmayacaktır. Düşman ancak eline beleşten geçirdiği topraklarda kendi için basit tesisler kurup orada da, getirdiği kendi işçilerini, mühendislerini, yöneticilerini kullanacaktır. Ülkenin öz evladı için, işçi olsun, meslek sahibi olsun, artık ne meslek hayatı, ne iş kalmıştır. Yabancı ülkede kölelik için muhacerete başvuranların sayısı artar.

7) Bütün bunlar olurken ve zemini yumuşatmak için ruhbilimsel ("pisikolojik") savaş da son sürat yürümekte, düşmanın "toplum ve kültür mühendisleri" yıllardır çalışmaktadırlar. Zamanda geriye dönüp oralara bakacak, dallı budaklı ağacın ince dal ve yapraklarından nasırlı gövdesine, oradan da köküne doğru yürümeye (gelecek yazımızda) devam edeceğiz inşaAllah.

27 Mart 2003
Karanlık gecenin ufuğunda
beliren bir ışığa doğru


Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
 

kral kobra

Profesyonel Üye
Katılım
15 Mar 2019
Mesajlar
1,333
Puanları
1,008
Konum
Kocaeli
Düşmana gerek yok genç nesile bak dejenerasyonu gör. Eskiden analar babalar evlatlarını camiye gönderirdi Dini ve ahlaki temel bilgilerini alsın diye. Şimdilerde ne böyle aileler var nede buna hevesli çocuklar. Olay Ailelerde bitiyor düşmana gerek yok !
 

Öğretmen27

Profesyonel Üye
Katılım
24 Tem 2013
Mesajlar
3,563
Puanları
958
Yaş
36
Her seyden once milli birlik ve beraberlik lazim. Feto teror orgutune karsi millet tek yumruk olmasaydi bunun bedelini cok agir oderdik.
Milli birlik ve beraberlik nedir ve bizi bir arada tutan nedir? Bu soruya herkes farkli cevap verebilir. Benim cevabim net. Osmanli kulturunden gelen bir millet ve de bu topraklari kendi namusu gibi gorup zerresini bile dusmana cignetmeyip dik duran bir topluluk.
Dinimize, bayragimiza ve topragimiza cani pahasina tutunup bir olup ve de evlatlarimizi da Allah korkusuyla yetistirip ulkemize faydali birer birey olmasi icin caba sarfedersek Allahin izniyle hicbirsey olmaz.
Elbette bunu yaparken ulkemizi bolmeye calisan hain devletlerin planlarini projelerini de alt ust etmek icin elimizden gelen her seyi yapmaliyiz.
 

kral kobra

Profesyonel Üye
Katılım
15 Mar 2019
Mesajlar
1,333
Puanları
1,008
Konum
Kocaeli
Her seyden once milli birlik ve beraberlik lazim. Feto teror orgutune karsi millet tek yumruk olmasaydi bunun bedelini cok agir oderdik.
Milli birlik ve beraberlik nedir ve bizi bir arada tutan nedir? Bu soruya herkes farkli cevap verebilir. Benim cevabim net. Osmanli kulturunden gelen bir millet ve de bu topraklari kendi namusu gibi gorup zerresini bile dusmana cignetmeyip dik duran bir topluluk.
Dinimize, bayragimiza ve topragimiza cani pahasina tutunup bir olup ve de evlatlarimizi da Allah korkusuyla yetistirip ulkemize faydali birer birey olmasi icin caba sarfedersek Allahin izniyle hicbirsey olmaz.
Elbette bunu yaparken ulkemizi bolmeye calisan hain devletlerin planlarini projelerini de alt ust etmek icin elimizden gelen her seyi yapmaliyiz.
Son cümlenize cevaben; çevreme baktığım zaman bu iş için oldukça geç kaldığımızı düşünüyorum. Dejenerasyon hızla ve artarak devam ediyor.
Bayramın birinci günü saat 15:00 suları arabayla kayınvalidelere gideceğiz kavşakta yolun ağzında bir araba yan duruyor döneceğim yönü komple kapatmış bir kaç kez korna çaldım hiç tepki vermedi. Sonra geri vitese takıp biraz geri gittikten sonra sol tarafa karşı şeride geçmek zorunda kalarak sağ tarafa döndüm. Arabadan 20-25 yaşlarında bir genç hızla yere düşercesine inerek arkamızdan küfürler etti (Eşim ve oğlum arabada !) Hz. Ali'nin cahille muhattap olma sözüne uydum yoksa başım büyük belaya girecekti.
Şimdi bu yaratıktan vatana millete ne fayda beklersin? Anası babası terbiye verememiş iş işten geçmiş! birde bundan doğacakları düşünün !
Yeni neslin çoğunun durumu maalesef bu ve buna benzer haldedir ! Din ve ahlak temel bilgisi almamış bireylerden vatana,millete kimseye fayda gelmez, Gelse gelse bela gelir.

Biz bu savaşta yenilirsek tek sebebi Ailelerdir ! bu cümlemi iyi not ediniz !
 
Son düzenleme:

emodiyator

Profesyonel Üye
Katılım
13 Kas 2008
Mesajlar
2,209
Puanları
1,255
Konum
BİTLİS
Son cümlenize cevaben; çevreme baktığım zaman bu iş için oldukça geç kaldığımızı düşünüyorum. Dejenerasyon hızla ve artarak devam ediyor.
Bayramın birinci günü saat 15:00 suları arabayla kayınvalidelere gideceğiz kavşakta yolun ağzında bir araba yan duruyor döneceğim yönü komple kapatmış bir kaç kez korna çaldım hiç tepki vermedi. Sonra geri vitese takıp biraz geri gittikten sonra sol tarafa karşı şeride geçmek zorunda kalarak sağ tarafa döndüm. Arabadan 20-25 yaşlarında bir genç hızla yere düşercesine inerek arkamızdan küfürler etti (Eşim ve oğlum arabada !) Hz. Ali'nin cahille muhattap olma sözüne uydum yoksa başım büyük belaya girecekti.
Şimdi bu yaratıktan vatana millete ne fayda beklersin? Anası babası terbiye verememiş iş işten geçmiş! birde bundan doğacakları düşünün !
Yeni neslin çoğunun durumu maalesef bu ve buna benzer haldedir ! Din ve ahlak temel bilgisi almamış bireylerden vatana,millete kimseye fayda gelmez, Gelse gelse bela gelir.

Biz bu savaşta yenilirsek tek sebebi Ailelerdir ! bu cümlemi iyi not ediniz !
Abi söylediklerine katılıyorum fakat sadece aile tek sebep olamaz.Bunda teknoloji ve rahatlığında yozlaşmanın da etkisi bence az değil adam kendisi ahlaklı değil ki çocuğunu da ahlaklı yetiştirsin.Yani yanlış anlaşılmazsa şunu söylemek istiyorum 90 ve üzeri doğumlular da bir çok ahlaki bozulma olmuş yerine tuhaf tuhaf davranışlar gelmiş.Bundan 1 yıl önce toplu taşıma aracında eve giderken 1 tane öğrenci bayan arkamda oturmuş konuşuyor telefonla ama nasıl konuşuyor resmen bağırıyor anlatıyor felanca ile yemeğe gittim,şunla aram iyi değil,şu dersten kötü not aldım sevgilimden ayrıldım v.s bütün otobüs dinliyor en arkada oturmuşuz kesinlikle şoföre kadar kızın muhabbeti duyuluyor.Dayanamadım arkama döndüm yüzüne baktım dedim belki anlar sesini alçaltır yada susar hiç bana mısın demiyor.Sonra döndüm dedim ben senin saçma sapan muhabbetini dinlemek zorunda mıyım burası toplu taşıma aracı kimse mecbur değil bağırarak konuşamazsın dedim sustu.Bu yaşlardaki gençlerle tartışınca hemen işi kavgaya döküyorlar meslek aşkı,sevgi,büyüğe saygı,çalışmak ,kadir kıymet bilmek bunların kitabında yok maalesef ben bu yozlaşmada teknoji ve rahatlığın en az %30-40 etkisi olduğunu düşünüyorum insanlar zorluk çekmiyor çekmek istemiyor çalışacak adam bulamıyoruz piyasada boşanma sayısı bazı illerde evlilik sayısını çoktan geçmiş durumda gençler evlenip bir çocuk yapıp boşanıyorlar bu durumdan sonra gelin o ortada kalan çocuğa ahlaki değerleri vermeye çalışın. Hepsinin elinde en son model telefonlar sosyal medya facebook,twitter,instagram v.s bunları bulamayanların elinde de uyuşturucu haplar,tiner,esrar v.s daha da kötüsü örgütlerin eline düşen beyinleri yıkanmış,kandırılmış gençler.
 

kral kobra

Profesyonel Üye
Katılım
15 Mar 2019
Mesajlar
1,333
Puanları
1,008
Konum
Kocaeli
Abi söylediklerine katılıyorum fakat sadece aile tek sebep olamaz.Bunda teknoloji ve rahatlığında yozlaşmanın da etkisi bence az değil adam kendisi ahlaklı değil ki çocuğunu da ahlaklı yetiştirsin.Yani yanlış anlaşılmazsa şunu söylemek istiyorum 90 ve üzeri doğumlular da bir çok ahlaki bozulma olmuş yerine tuhaf tuhaf davranışlar gelmiş.Bundan 1 yıl önce toplu taşıma aracında eve giderken 1 tane öğrenci bayan arkamda oturmuş konuşuyor telefonla ama nasıl konuşuyor resmen bağırıyor anlatıyor felanca ile yemeğe gittim,şunla aram iyi değil,şu dersten kötü not aldım sevgilimden ayrıldım v.s bütün otobüs dinliyor en arkada oturmuşuz kesinlikle şoföre kadar kızın muhabbeti duyuluyor.Dayanamadım arkama döndüm yüzüne baktım dedim belki anlar sesini alçaltır yada susar hiç bana mısın demiyor.Sonra döndüm dedim ben senin saçma sapan muhabbetini dinlemek zorunda mıyım burası toplu taşıma aracı kimse mecbur değil bağırarak konuşamazsın dedim sustu.Bu yaşlardaki gençlerle tartışınca hemen işi kavgaya döküyorlar meslek aşkı,sevgi,büyüğe saygı,çalışmak ,kadir kıymet bilmek bunların kitabında yok maalesef ben bu yozlaşmada teknoji ve rahatlığın en az %30-40 etkisi olduğunu düşünüyorum insanlar zorluk çekmiyor çekmek istemiyor çalışacak adam bulamıyoruz piyasada boşanma sayısı bazı illerde evlilik sayısını çoktan geçmiş durumda gençler evlenip bir çocuk yapıp boşanıyorlar bu durumdan sonra gelin o ortada kalan çocuğa ahlaki değerleri vermeye çalışın. Hepsinin elinde en son model telefonlar sosyal medya facebook,twitter,instagram v.s bunları bulamayanların elinde de uyuşturucu haplar,tiner,esrar v.s daha da kötüsü örgütlerin eline düşen beyinleri yıkanmış,kandırılmış gençler.
Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Ailedeki bir genci bitkiye benzetirsek o bitkinin saksısı, toprağı, suyu, vitamini herşeyi anne ve babasıdır.
Yada genci bir ekmeğe benzetirsek anne ve baba unu, hamuru,mayası,fırınıdır.
Aile ne vermişse nasıl yetiştirmiş ise genç gördüğünü öğrendiğini uygular. Burada öğretmenlere de büyük görev düşüyor.
Temeli sağlam atılmış ev yıkılmaz bu konuda tüm sorumluluk Ailelerdedir. Olumsuz çevre çocuğu bozar evet ama nasıl bozar? Aile takip etmezse bozar. Aile, Aile, Aile...
Bu dinen de böyledir zaten. Ölsen bile hayırlı evlat amel defterinin kapanmamasına sebeptir.
 
Son düzenleme:

arkaplan

Profesyonel Üye
Katılım
26 Şub 2011
Mesajlar
2,632
Puanları
558
Doğru söylüyorsunuz !!! Fakat
Yalnız, ancak, ama, lâkin.


Ana neden dinden uzaklaşmak . )
gerisi dediğiniz gibi açıklamalar vs gibi .

Yalnız
Yanında başkaları bulunmayan.
Ancak
[zarf] "Yalnızca" anlamında, sınırlama anlatan bir söz
Âmâ
Kelime Kökeni : Arapça [sıfat] Görme engelli
( kelime özür yanlış anlaşılmasın )
Lakin .
Ama, fakat.

Ağaç yaş iken eğilir

İnsanın eğitimi küçük yaşlarda mümkündür. Çocuklar küçük yaşta kolayca eğitilirler; çünkü hafızaları ve kavrama yetenekleri henüz yıpranmamıştır. Büyümüş ve dünya meşgaleleri ile belleği yıpranmış, dikkati dağılmış insanın kolay kolay eğitilemeyeceği unutulmamalıdır.

Atanın sanatı oğula mirastır

Çocuk babasıyla beraber büyüdüğü için ister istemez babasının uğraştığı sanatı kendine örnek alır ve bu sanata kendini yakın görür. Küçüklükten itibaren babasının uğraştığı sanata aşina olduğu için çocuk bunu benimser ve işi öğrenir. Büyüdüğünde de bu sanatla uğraşır. Yani sanat babadan çocuğuna kalan bir mirastır.

Üzüm üzüme baka baka kararır

İnsan hem etkilenen, hemde etkileyen bir varlıktır. Her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler, birbirlerinin huyunu kapar.

vs gibi Sağlıcakla kalın .
 

kral kobra

Profesyonel Üye
Katılım
15 Mar 2019
Mesajlar
1,333
Puanları
1,008
Konum
Kocaeli
Evet doğrudur amma velakin mayasını sağlam almış üzüm üzüme baka baka kararmıyor. Bir arkadaşımla dertleştik bir gün seni iyi görmüyorum arkadaşım bana biraz açıl rahatlarsın dedim (Babası din görevlisi, mayasını sağlam almış bir arkadaşım). Konuştukça açıldı üniversite yıllarında arkadaş ortamından dolayı yaptığı ufak tefek yanlışlar beynimi elma kurdu gibi yiyor dedi. Bahsettikleri de işte sen muhallebi çocuğumusun bizimle iki duble içsen ne olur tarzında öyle büyük pişmanlıklar duyulacak hatalar da değil. Ama adam mayayı öyle sağlam almış ki bu ufak tefek şeyleri bile dert edinmiş. Uzun yıllar geçmesine rağmen unutamamış dert olmuş içine ! Mücadele etmeseydim kendimi soyutlamasaydım daha da büyük yanlışlar yapabilirdim dedi.
Anlatmak istediklerimin özeti budur.
 

arkaplan

Profesyonel Üye
Katılım
26 Şub 2011
Mesajlar
2,632
Puanları
558
Evet doğrudur amma velakin mayasını sağlam almış üzüm üzüme baka baka kararmıyor. Bir arkadaşımla dertleştik bir gün seni iyi görmüyorum arkadaşım bana biraz açıl rahatlarsın dedim (Babası din görevlisi, mayasını sağlam almış bir arkadaşım). Konuştukça açıldı üniversite yıllarında arkadaş ortamından dolayı yaptığı ufak tefek yanlışlar beynimi elma kurdu gibi yiyor dedi. Bahsettikleri de işte sen muhallebi çocuğumusun bizimle iki duble içsen ne olur tarzında öyle büyük pişmanlıklar duyulacak hatalar da değil. Ama adam mayayı öyle sağlam almış ki bu ufak tefek şeyleri bile dert edinmiş.
Anlatmak istediklerimin özeti budur.
mayasını sağlam almış üzüm üzüme baka baka kararmıyor.

sağlamlık meselesi !!!
sağlam olduğunda zaten sorun yok .
inanç sağlamsa !!!

diğer


dini-sozler-kisa-001.jpg
 

Ekli dosyalar

Öğretmen27

Profesyonel Üye
Katılım
24 Tem 2013
Mesajlar
3,563
Puanları
958
Yaş
36
Evet saglam bir imani olan kisi boyledir. Yapmis oldugu ufak hatalari buyuk gunahlardan sayar ki o da bunun imaninin gucudur.
Boyle olmasaydi ne olurdu? 2 duble den ne olur ki deyip 10 dubleye cikar sonra da bunu zina gibi buyuk gunahlar takip ederdi.
Bir gunah buyuk gorulurse Allah katinda kucuk, bir gunah da kucuk gorulurse Allah katinda buyuk gozukurmus.
 

Sponsor Bağlantı

Forum istatistikleri

Konular
105,492
Mesajlar
742,989
Kullanıcılar
392,139
Son üye
Muratbey özer

Yeni konular

Üst