Radyasyon ve İnsan Sağlığı

Konusu 'Tıp Elektroniği - Biyomedikal' forumundadır ve binbaşı tarafından 11 Temmuz 2014 başlatılmıştır.


  1. binbaşı

    binbaşı Onursal Üye Onursal Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.224
    Beğenilen Mesajları:
    4.705
    Ödül Puanları:
    2.008
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Makina Mühendisi/Öğretmenlik
    Bulunduğu Yer:
    Kayseri
    Merhaba.Yaşadığımız ortamlarda radyasyonu çoğu zaman elektrik alanlar,elektromanyetik alanlar,mikrodalgalar ile çok benzer de düşünerek,ayni kefeye koyarak gereksiz olarak da bunlardan kuşkulanmaktayız.

    Radyasyon topraktan,havadan,sudan veya içinde yaşadığımız evin duvarları yoluyla da bizlere ulaşabiliyor ve vücutta belirli bir doza kadar hayati risk oluşturmadan birikebiliyor.Bunların çoğu hemen her gün maruz kalınan ve zararlı da olamayan radyasyon (Doğal radyasyon) sınıfında da kalır.Asıl zararlı ve risk oluşturan radyasyon kaynakları ise şunlardır; radyoaktif elementlerin kendileri alfa,beta ve gama ışını vererek bozunurken,bu parçacıklar ve ışın (gama) vücuda bir şekilde nüfus eder ve öldürücü dozda da girerse asıl risk o zaman başlamış olur.Uzaydan filtre edilmeden güneşten gelen kozmik ışınlar,x ışınları (Bir gizli ajan gece eğlence mekanında içtiği içeceğe katılan polonyum ile bu şekilde zehirlenmiş ve kısa sürede de hayatını kaybetmişti medyadan da bildiğimiz üzere) veya astronotların uzay aracından çıkıp direk (özel koruma sağlayan teçhizat ve kıyafetlerden uzak olarak) güneşe maruz kalmaları sonucu zararlı ve riskli olabilecek bir radyasyon ışımasına maruz kalmaları da söz konusu olacaktır.

    Güneş ve bazı suni elektrik kaynakları ise dolaylı yoldan bir radyasyon riski de taşımaktadır.Güneşteki ozon tabakasının bazı bölümlerindeki hasar ve incelme,uzayda güneşten gelen kozmik,x ışınları,vb. yüksek enerjili ve direk iyonlaştırıcı etkiyle atomların parçalanmasına neden olup,serbest radikal köklerin havadaki gazların (oksijen+azot,diğer gazların) ayrışmasıyla kolayca açığa çıkmasına da neden olabilmektedir.

    Çernobil ve Fukushima nükleer reaktörlerindeki kazalar çevreye hatırı sayılır derecede radyasyon parçacığının verilmesine neden olmuş ve dünya her iki kazadan çok büyük dersler çıkarabilmiş,nükleer reaktörlerin bu güvenilirliği de son zamanlarda sıklıkla sorgulanır olabilmiştir.Suni yoldan oluşan radyasyona örnek olarak tıpta kullanılan x ışını tüpleri (Röntgen ışınları) yoluyla veya crt tv/monitörlerinin ön ekranlarında yaklaşık 1 cm uzaklıkta,tüp kalitesine de bağlı olarak oluşmaktadır.

    Crt tv seyredilen odaların bu nedenle yatılmadan evvel mutlaka iyice havalandırılması,evlerin de günlük olarak mutlaka da yeterince (Belirli saatlerde) havalandırılması gerekmektedir.Bunun nedeni bina temelinden, en alt katlardan en üst katlardaki dairelere kadar temeli izleyip yukarı doğru çıkan,topraktan gelen bu radyoaktif radon gazının odalara kadar da nüfus edebilmesidir.
     
    Son düzenleme: 11 Temmuz 2014
  2. binbaşı

    binbaşı Onursal Üye Onursal Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.224
    Beğenilen Mesajları:
    4.705
    Ödül Puanları:
    2.008
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Makina Mühendisi/Öğretmenlik
    Bulunduğu Yer:
    Kayseri
    Devamı (2)

    Her gün gündelik yapılan yeterli havalandırmalarla bu riskli durum önemli ölçüde de giderilmiş,gelecek yıllarda bu radon gazının vücutta direk radyasyon kalıntılarının birikmesiyle örneğin bir akciğer kanserini oluşturabilme riski de bu şekilde yok edilmiş olunacaktır. Toplamda bir yıl içinde tomografi veya akciğer röntgeni,diş röntgenini çok fazla sayıda da çektirmek zorunda kalan hastaların bu yolla aldıkları radyasyon doz oranı,hiç çektirmeyen veya çok az çektirenlere göre oldukça da fazla olmakta,gelecek yıllarda radyasyona bağlı oluşacak kanser riskleri açısından daha büyük tehlike gösterebilmektedir.

    Güneş radyasyonundan güneşe direk belirli saatlerde (Güneşin en dik geldiği saatlerde) çıkmamak,çıkacaksak güneş gözlüğü (Katarakt riskine karşı) ve belirli koruma faktörü olan güneş kremleri sürerek derinin açıkta kalan yüzlerine sürerek çıkmamız en doğrusu olacaktır.

    Mikrodalga kaynakları olan mikrodalga fırınlar,cep telefonları,baz istasyonları,vb. birer radyasyon kaynağı da değillerdir.Ancak birim W başına verdikleri elektromanyetik dalgaların vücut tarafından soğurulan miktarı (SAR değeri) söz konusudur.Bu değer örneğin yüksek watt. değerli bir mikrodalga fırında bir cebe göre oldukça yüksek değerlerdedir.

    Benzer şekilde ac./dc. akımın yüksek şiddette kablolardan geçerken çalışılan bu oda havasını da radyasyonladığı doğru değildir.Çalışma esnasında bu yüksek akım taşıyan kablolardan uzak durmak en iyisi olacaktır.Çünkü elektromanyetik alanlar,dalgalar uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak hızla da düştüklerinden,beyine çok yakın tutulmadan bu kaynaklardan mümkün mertebede uzak olmamız olası sağlık riskleri açısından daha iyi olacaktır.

    Kendi içlerinde suni yoldan bir mıknatısiyetin sağlandığı ac/dc. motorlar,trafolar her ne kadar mağnetik akı kendi içlerinde tam bir kuplajı (Manyetik kapalı bir devreyi) sağlasalar da dışarıya bir miktar kaçak akıları da ayrıca olmaktadır.Yayılan dalgalar da sadece şebeke frekansına bağlı değişken meğnetik alanlar ve parazitik sinyaller şeklinde dışarıya yayımlanan elektromağnetik dalgalar şeklinde de olmaktadır.Bu nedenle örneğin bir saç kurutma makinesi başa yakın 7.5 dakikadan fazla çalıştırılmamalı veya arada duvar bulunsa bile bir buzdolabı motorunun tam arkasında başımız yastıkta kalacak şekliyle yatağımızı yerleştirerek uyumamız çok doğru olmayacaktır.Kolay gelsin.Saygılarımla.
     
  3. okankan

    okankan Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2014
    Mesajlar:
    5
    Beğenilen Mesajları:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cinsiyet:
    Bay
    Bu aralar İSG ( iş sağlığı ve güvenliği ) kapsamında ofislerdeki personelin maruz kaldığı elektromanyetik radyasyon seviyesini ölçümü de popüler olmaya başladı.
     
    Yönetici tarafından son düzenleme: 7 Ocak 2016
  4. OkanSGE

    OkanSGE Üye

    Katılım:
    11 Haziran 2013
    Mesajlar:
    51
    Beğenilen Mesajları:
    61
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Elektrik Yüksek Mühendisi
    Bulunduğu Yer:
    Istanbul
    Radon,renksiz kokusuz radyoaktif bir gazdır. Özel cihazlar olamadan varlığı fark edilmez. Radon uranyumun ard arda başka radyoaktif ürünlere dönüşmesi sırasında oluşan ara ürünlerden biridir. Gaz olduğu için oluştuğu yerde kalmaz uçarak her ortama karışabilir. Uranyum doğal bir radyoaktif maddedir ve kaya toprak beton gibi ortamın doğal yapısından kaynaklanan çeşitli ortamlarda az miktarda bulunabilir.

    [​IMG]

    Radon radyoaktifliğinden gelen özelliği ile kendisi de bozunarak en son ürün olarak kurşuna dönüşür. Solunan radonun kısa ömürlü bozunma ürünleri sağlık ile ilgili olumsuz etkilerin çoğunu oluşturur. Radon gibi bozunma ürünleri da havada asılı olarak kaldığında soluduğumuz hava ile vücuda girebilir. Çok düşük bir risk olmasına rağmen radondan gelen radyasyon doğal ortam radyasyonunun %50’sini teşkil eder. Bununla beraber uranyumun çok miktarda bulunduğu mağara ve madenlerde radon çok yüksek konsantrasyonlara ulaşabilir ve sağlık açısında bir risk oluşturabilir. Radon bazen içme suyunda da bulunabilir. Granit ve volkanik kayaçlar gibi bazı jeolojik yapıların bulunduğu yerlerde radon konsantrasyonu daha yüksek olabilir.

    Radonun Sağlığa Etkisi
    Radonun sağlık üzerindeki olumsuz etkisi radyoaktifliğinden gelen alfa ışıması nedeniyle olmaktadır. Ancak çevresel radon konsantrasyonun çok düşük miktarda olduğu için çevresel radondan gelen olumsuz bir sağlık etkisi yoktur. Radonun çok yüksek olduğu uranyum madeni ve mağara gibi yerlerde artan radon konsantrasyonu ile orantılı olarak akciğer kanseri riski yüksektir. Radon bir soy gaz olduğu için havadan solunum yolu ile alınır. Havadaki radon, toz, duman gibi havada asılı duran parçacıklar ile karışarak akciğerlerde birikir. Deneysel olarak yapılan çalışmalarda akciğer epitelyum hücrelerdeki fazla miktardaki radyasyonun kansere neden olduğunu göstermiştir.

    [​IMG]

    Radondan korunmak için, evler sıkça havalandırılmalı, bodrum ve zemin katlardaki çatlaklar onarılmalı, yeni yapılan binaların radona dirençli olup olamamasına dikkat edilmelidir. Özellikle üçüncü kattan daha aşağıda olan evlerin radon gazı yönünden araştırılması gerekmektedir. Radonun kanser yapıcı etkisi, evdeki radon düzeyinin dışında kişinin evde ne kadar zaman geçirdiği, sigara içip içmediği ile de ilgilidir.

    Almanya, ABD, Kanada, Çekoslovakya, gibi farklı ülkelerdeki uranyum maden işçileri ile yapılan çalışmalar da bu sonucu desteklemiştir. Akciğer kanseri riski radon ışınlanması sigara içimi ile birlikte olduğu zaman çok daha yüksektir. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin BEIR IV raporuna göre akciğer kanser riski radon ışınlamasına maruz kalanlarda sigara içenlerde içmeyenlere göre 10 defa daha fazladır.

    Radon gazı miktarı mevsimlere, gece ve gündüz olması durumuna salınımlarda değişkenlik gösterir. Ayrıca deprrem ve yer tabakasındaki hareketlenmelerde radon gazı seviyelerinde artış meydana getirir. Bu nedenle saatlik veri ile ölçülmesi ve takip edilmesi önem arz eder. Özellikle toprak seviyesinin altındaki tüm yapılarda radon gazı çökmelerine bağlı insan sağlığı için oldukça tehlikeli seviyelere önlem alınmaz ise gelinebilir. Bu noktalarda düzenli ve devamlı ölçüm yapmak önem arz eder.

    Akıllı Radon gazı detektörü ile ölçümleri saatlik olarak yapabilirsiniz. 1yıla kadar verileri elde edebilirsiniz.

    https://www.sge.com.tr/urundetay-246-520.html
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş